Reklam
Irk Yanılgısı: İnsan Tektir, Çeşitlilik Kültüre Aittir
Mehmet Emin KUŞ

Mehmet Emin KUŞ

Irk Yanılgısı: İnsan Tektir, Çeşitlilik Kültüre Aittir

10 Ocak 2026 - 23:58

“Türk ırkı”, “Arap ırkı”, “Kürt ırkı” ya da “İngiliz ırkı” gibi ifadeler, günlük dilde sıkça kullanılır. Ancak bu kullanım, bilimsel değil; ideolojik ve tarihsel bir yanılgının ürünüdür. Çünkü insanlık biyolojik olarak tek bir ırktır. Ayrı insan ırkları yoktur. Varsa da bu, siyasetin ve kimlik inşasının ürettiği yapay bir ayrımdır.
Biyoloji bu konuda son derece nettir: Yeryüzündeki tüm insanlar aynı türe aittir; Homo sapiens. Genetik araştırmalar, Afrikalı bir insanla Avrupalı bir insan arasındaki DNA farkının, aynı köyde yaşayan iki insan arasındaki farktan bile daha az olabildiğini ortaya koymuştur. Yani “ırk” dediğimiz şey, genetik değil; algısal ve kültüreldir.
Hayvanlar için “ırk” kavramı kullanılabilir. Çünkü belirli genetik özellikler, yapay ya da doğal seçilim yoluyla kalıcı biçimde ayrışmıştır. Kangal, Golden Retriever, Arap atı ya da Holstein ineği dediğimizde biyolojik bir ayrımdan söz ederiz. Ama insan söz konusu olduğunda bu benzetme çöker. İnsanlar, binlerce yıl boyunca sürekli göç etmiş, karışmış, evlenmiş, genetik olarak iç içe geçmiştir. Saf ırk diye bir şey yoktur; hiç olmamıştır.
Peki o halde farklarımız nereden geliyor?
Farklarımız ırktan değil; dilden, kültürden, coğrafyadan, inançtan ve tarihsel deneyimlerden kaynaklanır. Türkçe konuşan bir insanla Arapça konuşan bir insanın farkı biyolojik değil, kültüreldir. Aynı şekilde Kürt olmak, İngiliz olmak ya da Japon olmak bir ırk değil; bir dilsel ve kültürel aidiyettir. Bunlar insanın genlerini değil, hayat tarzını ve dünyayı algılama biçimini şekillendirir.
“Irk” kavramının insanlar için bu kadar ısrarla kullanılmasının nedeni bilim değil, siyasettir. Modern ulus-devletler, kendilerini tahkim edebilmek için ortak bir “kan” miti üretmişlerdir. Bu mit, zamanla eğitim sistemine, resmi söyleme ve gündelik dile yerleşmiştir. Oysa bu, gerçekliği olmayan bir hikâyedir. Irk söylemi, çoğu zaman üstünlük iddialarının, dışlamanın ve ayrımcılığın zeminini oluşturmuştur.
Tarihe baktığımızda, en büyük felaketlerin bu yanlış kavram üzerinden meşrulaştırıldığını görürüz. Irkçılık; köleliği, sömürgeciliği, soykırımları ve sayısız insanlık suçunu beslemiştir. Çünkü “öteki”ni insanlıktan çıkaran ilk adım, onu farklı bir ırk olarak tanımlamaktır.
Oysa gerçek çok daha sade ve çok daha insancıldır:
İnsan ırkı vardır. Nokta.
Geri kalan her şey; dil, kültür, inanç, gelenek ve yaşam biçimidir. Bunlar zenginliktir, çeşitliliktir, renktir. Ama asla biyolojik üstünlük ya da aşağılık nedeni değildir.
Bugün hâlâ “biz ve onlar” diliyle konuşuyorsak, sorun farklılıklarımızda değil; kavramları yanlış yerden kurmamızdadır. Irk üzerinden değil, ortak insanlık üzerinden konuşmayı öğrenmedikçe; aynı gezegeni paylaşıyor olmamız, bizi gerçek anlamda bir araya getirmeye yetmeyecektir.
İnsan tek, insanlık ortaktır.
Gerisi, insanın hikâyesidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum