Reklam
Kalabalık Nerede Biter, Düşünce Nerede Başlar?
Mehmet Emin KUŞ

Mehmet Emin KUŞ

Kalabalık Nerede Biter, Düşünce Nerede Başlar?

30 Ocak 2026 - 16:51

Bir toplumun aynasına bakmak isteyen, bir siyasi mitinge değil; bir edebiyatçının, bir sanatçının etrafına toplandığı kalabalığa bakmalıdır. Çünkü orada görünen şey, sadece kimlerin sevildiği değil; neyin değerli bulunduğudur.
 
Siyasetçinin etrafında her zaman kalabalık vardır. Bu kalabalık çoğu zaman bir fikrin değil, bir ihtimalin peşindedir. Makam ihtimali, imkân ihtimali, korunma ihtimali… Gücün cazibesi, insanları aynı yöne doğru hizalar. Siyaset burada düşüncenin alanı olmaktan çıkar, menfaatin dolaşıma girdiği bir pazar yerine dönüşür. Kalabalıklar da bu pazarda müşteri gibi hareket eder: Kim ne veriyor, kim ne vaat ediyor?

Oysa bir entelektüelin, bir sanatçının yolu sessizdir. Onun arkasında yürüyen bir kalabalık yoktur; çünkü sunduğu şey kısa vadeli bir kazanç değildir. Sanat ve edebiyat, toplumu rahatlatmaz; huzursuz eder. Alışkanlıkları sorgular, kutsalları yerinden oynatır, ezberleri bozar. Bu yüzden geniş kitleler için risklidir. Sorgulamanın maaşı yoktur, eleştirinin kadrosu bulunmaz.

Toplum, faydayı merkeze aldıkça hakikat geri plana itilir. Güç, anlamın; sadakat, düşüncenin yerine geçer. Böyle zamanlarda siyasetçi makbul, sanatçı ise “gereksiz” görülür. Çünkü siyaset düzeni yeniden üretir; sanat ve edebiyat ise onu ifşa eder. İfşa ise konforu bozar, huzuru kaçırır.

Bu yüzden kalabalıklar iktidarın etrafında toplanır. Düşünen, yazan, üreten insan ise çoğu zaman kenarda kalır. Onun yalnızlığı romantik bir tercih değil, toplumsal bir sonuçtur. Toplum, kendisini onaylayan sesi alkışlar; kendisini eleştiren sesi susturmayı ya da görmezden gelmeyi seçer.
Ama tarih bize şunu açıkça gösterir: Kalabalıklar iktidarları büyütür, fakat insanlığı ileri taşıyanlar hep yalnız yürüyenler olur.

Bugün adını andığımız büyük yazarlar, düşünürler ve sanatçılar; kendi dönemlerinde alkışlanan figürler değil, çoğu zaman görmezden gelinen, hatta dışlanan insanlardı.
Belki de asıl soru şudur: Bir toplum, kime daha çok yaklaşıyor? Gücü elinde tutana mı, hakikati dile getirene mi? Verilen cevap, o toplumun sadece bugününü değil, yarınını da ele verir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum