Ümmetin düştüğü zillet adına derin bir üzüntü
içindeyim. Allah şahit, İran’ın gerçek düşmanlara karşı galib gelmesi için dua
ettim. Onca eleştirel duruma rağmen. Ancak en üst lider Hamaney'in kısa sürede
öldürülmüş olması, şehit edilmesi kahır dolu bir sessizliğe bıraktı. El Alim
olan El Habir olan Rabbim rahmet eylesin, günahlarını bağışlasın.
Bu zillet durumu karşısında ümmete uyanma şuuru
versin. Çok yönlü bir zillet altındayız. Mezhepler arası mı dersiniz, ülkeler
arası mı dersiniz, ülkelerin kendi içindeki kaos ve ihanet durumları açısından
mı dersiniz? Bilemiyorum. Analizler muhakkak yapılmalı. İş hamasete, edebiyata
veya kör karşıtlığa bırakılmamalı.
Allahım sen ayaklarımızı hak dinin üzere sabit kıl.
İmtihanlar içinde imtihanlar ediyorsun ey Rabbim.
Ümmet müslümanı olarak derin bir üzüntü içindeyim.
İnşallah bu zillet yerde kalmaz. Allahım sen Sünni ve Şii ümmete yardım et.
Rahmetine layık olacak pozisyona getir. İçimizden razı olacağın öncüler çıkar.
.
Allahım İran'a Netenyahu'yu öldürecek cesaret, imkan ve yollar aç...
Siyonist liderlerin ölüm haberleri bir bir önümüze düşsün.
Türkiye de bu işte rol alsın. Artık bekleme zamanı olmasın. Ümmetin üzerinden ölü toprağı kalksın.
Bazı mezhep ve cemaat bağlılarına ümmet bağlılığı ve şuuru ver. Müslüman ümmeti herkes kendi ideolojik fantezisinin oyuncağı yapma çabasında. "Benim dediğim olmadı diye böyle oldu" modunda.
İlmi fikri fıkhi ihtilafların göbeğinde kalarak düşmanla sevinme modunda... Egosantrik
cemaatler, mezhepler olmaktan çıkalım artık. (İran da dahil)
Elbette İran'ın da hataları eksikleri yanlışları var. Kimlerin yok... Hatalar başka hataları artık doğurmasın. Sözlerim herkese her kesime...
Herkes biraz kendinden kırpacak, kendi ideolojik ezberlerini ümmete dayatma
modundan çıkacak. Farklılıklara rağmen birlik olmayı başarmalıyız elimizdeki birlerle.
Saltanatvari egemenlik hayali kurmamalıyız. İran'ın da kendine yapması gereken çok
eleştirileri var. Ama İran'a Suud'un aynısı gözüyle de bakılmaz. Evet Suriye tecrübesi de apayrı
bir konu. Ama en azından bundan sonra aynı hatalar olmasın diye çaba
sarfetmeliyiz.
Hasılı şu an Neteynahu'nun ölüm haberini canı gönülden duymak istiyoruz.
.
Aramızdaki farklılıkları en asgariye indirme cehdi
içinde olmalıyız. Ortak noktalara odaklanmalıyız. Müntesiplerimize kapalı
cemaat aidiyetleri vermemeliyiz, sanki din içinde başka bir dine giriyormuş gibi. Farklılıkları Allaha havale edelim.
Allah Teala ihtilaflar için ahirette hüküm vereceğini
buyuruyor. O nedenle Kuran ve sünnet zemininde durup farklı bakış açılarını bir kereden tekfir etmemeliyiz. İlmi fikri konularda herkes kendine göre yolunu
seçer ama asıl olan siyasi sosyal ekonomik askeri birlikteliğin peşine
düşmek gerek. Ülke yönetimine yakın olan sivil
toplum buna kafa yormalı. Bunun zeminini geliştirmeli.
Yoksa devleti cemaatinin emrine koyma anlayışını
egosunu, kibrini bırakmalı. Öyle olduğu
için birlik olamıyoruz. Allah'tan korkmalıyız. Vebal büyük... Ben ben ben
diyenler kaybedecek... Kaybettirecek...
.
İran ve İsrail-ABD savaşında mezhepçi ve ırkçı olmamanın özgürlüğünü yaşıyoruz.
Dün İran’a karşı çıktığımızda da bu özgürlük vardı.
Yarın da inşallah bu özgürlüğe göre hareket edeceğiz.
.
Mezhepçiliğin insanı savurmasının örneği, Halil Konakçı... En azından susmak gerekirken, en azından şartlı ve zamansal destek
olabilecekken...
Düz bağlantı olunca böyle oluyor. Tefakkuh geliştiremiyor. Analiz, mukayese, muhakeme
faaliyetlerini gerçekleştiremiyor.
Kur’an’dan nasiplenme eksik. Kur’an yahudi ve hristiyanları bile aynı
kefeye koymuyor. Kendi içlerinde bir ayrıştırma yapıyor. Kendi dışlarında bir mukayese yapıyor. Ona göre
analiz yapıyor. Bir sonuç üretiyor. Hepsini bir tutmuyor.
Zamansal değerlendirme, parçacı değerlendirme yok. Düz bağlantı, ezbere bağlantı...
Konakçı gibilerinin ümmete faydası bazen gaz vermede işe yarayabilir ama işi tamamına erdirmede hep bozucu etki
olacaktır. Allah ıslah etsin. En azından istişare edebilse etrafıyla bu gibi hocalar.
Bir nebze sapma ihtimalleri azalabilir.
Şimdi de yavaş yavaş şu durum oluşuyor. Biz mutedil ve sağduyu zemininde İran’ın şu anki sürecini desteklerken mutlak İrancılar, zorla destek bekleme sürecine
giriyor. Suriye sürecinden dolayı bazı kişiler kesimler desteğini ya hiç vermiyor ya şartlı veriyor. Şuan İran’ın ataklarını destekliyoruz diye bu
defa kalkıp Suriye sürecinde niye desteklemediniz durumuna gelerek hesap
sormaya başlıyorlar. Bu böyle olmaz. İnsanları rahat bırakın. İkna edecekseniz uslubunuzu güzelleştirerek ikna etmeye çalışın. Muhatab ikna olmuyorsa da muhatabı
anlamaya çalışın, onun da kendime göre bir bakışı olabilir deyip bırakmak lazım. Güven
böyle tesis edilir.
İsrail İran’ı alacak sonra Türkiye’yi alacak diye Suriye’deki zulme 60 yıldır
sessiz kalınmış. Bu mu doğru olan? Böyle durumlarda herkes kendi hanesindeki ateşe bakar. Nitekim Suriyeliler şuan öyle ve ben Suriyelilerden İran’ı desteklemelerini de beklemiyorum
ama bu süreçte sağduyulu olup sessiz kalırlarsa daha iyi. Hatta karşılıklı hızlı güven verme olursa gizli
destekler vermesi harika olur. Ama zorlanamaz.
Arkadaşlar süreç güzelce ikna etme sürecidir. Zorla veya laf atarak olacak bir
süreç değil. Herkesin söyleyeceği şey var zira...
Müslümanlar olarak birbirimizi anlayalım. İkna metodunun ötesine gitmeyelim. Analitik
yaklaşarak doğrulara doğru yanlışlara yanlış diyelim.
Duam şu, Rabbim İran’a azgın Amerika ve İsrail’e karşı güç versin, moral versin, zihin açıklığı versin. Düşmanın gözünü kör etsin.
Ve inşallah zafer elde edilirse de tevazu versin, kardeşlik hukukuna sadakat versin. Ümmet
ruhunu pekiştirecek hamleler yaptırsın. Mezhepçi duygularını köreltsin.
.
Henüz ortada saldırı yokken, hatırlıyorum İran dış işleri bakanı şöyle demişti: " Eğer bir saldırı olursa ilk hedeflerimiz
bölgedeki Amerika üsleri olacaktır"
Yani 150 çocuğun ve üst kademenin vahşice katledildiği bir durumda düşünün İran, sadece İsrail’e atıyor ve diğer üslere atmıyor.
O zaman ne denilecekti, bu İran yine danışıklı dövüş yapıyor, bilmiyor mu üsler israili koruyor falan filan..
İran zor durumda ve yıllarca beklenilen hamleyi yapıyor şuan. Bu nedenle destek vermemiz son
derece doğal. Üstelik Gazze’yi yerle bir eden İsrail’i vuruyor. Önceki günahlarına
kefaret olur inşallah. İnşallah İsrail’in tümden belini kırar da, kefareti tamama erer. Onlar da ilahi
adalet muhasebesini yapıyordur. Bırakalım ve destekleyelim daha iyi vursun.
Mekanik ve ezberci düşünmeye gerek yok. Şu an yüreklerimizi serinletecek İsrail’e darbe haberleri alıyoruz. Bence
Türkiye halkı bu izzet halinin tadını yaşamalı. Devlet de şuan pasif konumda ama inşallah arka planda destek veriyordur. İzzet günleri kesintiye uğramamalı. Yoksa yarın Türkiye’nin başına gelirse bu defa başkaları seyreder. Muhakkak yardım ediyor
olmalı.
Körfez ülkelerine yönelik açıklamaları da şifahen görüyorum. Yoksa o kadar akılsız
değillerdir üsleri vurulmasına itiraz edecek kadar. Bundan daha doğal ne var. Yarın kendisine başka üslerden bomba gelirse vurmayacak mı?
Şunu söyleyebilir, sivil araplara bir zarar
gelmemeli.
Siyah petrol şimdi Körfez liderlerinin yüzüne çalınıyor.
.
İran 40 yıl sonra saldırdı.
Türkiye de inşallah bi 10-20 yıl daha hazırlanıp
iyice vursa... İnşallah Selahaddin’in sonucu elde edilecek. Tarih tekerrür ediyor.
Bir farkla, inşallah düşman kıyamete kadar belini doğrultamayacak..
Ama çabaya çalışmaya ve Allah’ın yardımına bağlı her şey... Nesilleri hazırlamalı.
Hastalıkları azaltmalı (ırkçılık ve mezhepçilik)...
Müminler arasında şefkat ve kafirlere karşı izzet modunu güçlendirmeli..
Bilimi elden bırakmamalı.
Vahiy ve nübüvvet derslerini her daim almalı..
.
İran’ın
füzelerini buz gibi yürekle takip ediyoruz. Rabbim her daim asıl düşmana
attırsın.a




YORUMLAR