Reklam
Aşk = Hatırlayış
Perihan Taşdemir Taylı

Perihan Taşdemir Taylı

Aşk = Hatırlayış

17 Şubat 2026 - 11:28

Bir zamanlar insan, kendini unuttu.
Unuttuğu şey ne bir yüzdü ne bir isim.
Unuttuğu şey, kendi içindeki ilâhî sesti, yankıydı.

Sonra bir gün, birine baktı…
Bir ses duydu…
Bir kalp titredi.

Ve sandı ki aşk bu... 

Oysa o ân olan şey şuydu:
İçindeki kadîm bir kapı aralanmıştı.
Ve o kapının ardında yazan tek cümle vardı:

“Ben buradayım.”

İnsan aşık olduğunu sanır.
Ama aslında kendini hatırlamaya başlar yavaş yavaş...

Aşk dışarıdan gelmez.
Birinin getirdiği bir şey de değildir.
Aşk içeride kendiliğinden uyanır.
Ve uyanınca bir suret bulur kendine.

Suret değişir sonra.
Titreşim kalır sadece.

Muhabbet: Ruhların eski dostluğu

Bazı insanlarla konuşmadan da anlaşırız.
Bazı gözler bize çocukluğumuzu hatırlatır.
Bazı sesler sanki çok eski bir şarkıyı fısıldar.

Çünkü ruhlar, bedenlerden önce tanışır.

Dünya bir tanışma yeri değildir.
Dünya bir yeniden karşılaşma ve hatırlama alanıdır.

Muhabbet, bağ kurmak değil,
zaten var olan bağı fark etmektir.

İki insan yan yana oturur.
Biri konuşur, diğeri susar, dinler.
Ama ikisi de aynı yerden bakıyordur hayata.

İşte orada beden yoktur.
Orada latifeler temas ediyordur.

Bağlanma: Aşkın gölgesi
Aradaki farkı idrak et! 

Aşk genişler.
Bağlanma daralır.

Aşk “ol” der.
Bağlanma “benim ol” der.

Aşk akar.
Bağlanma tutar.

Ve insan çoğu zaman tutmayı, tutunmayı sevgi sanar.
Oysa tutmak korkudur.
Korku ise aşkın kararmış hâlidir.

Kontrol başlar.
Kaygı doğar.
Acı büyür.

Sonra insan der ki:
“Çok sevdim, çok acı çektim.”

Oysa acı aşktan gelmez.
Acı sahiplenmeden ve kontrolden gelir.

Aşk uçmak ister.
Bağlanma kafes yapar.

İlâhî aşk: Yön değiştiren ateş

İnsan önce birine aşık olur.
Sonra o aşkta kendini kaybeder.
Sonra kayboluşta, aradığı şeyin kişi olmadığını fark eder.

Ve o an yön değişir.

Artık bakılan kişi değil,
bakılan yer önemlidir.

İlâhî aşk bir varlığa yönelmez.
Varlığın kendisine yönelir.
O'na yönelir. 

Kişiler geçer.
Sûretler değişir.
Ama aşk derinleşir.
Gittikçe O'nunla hemhâl olur... 

Çünkü artık nesneye değil,
kaynağa akmaktadır.

Sevmek: Düzeltmek değil, tanımak

Gerçek sevgi değiştirmeye ve dönüştürmeye çalışmaz.
Gerçek sevgi “olman gereken”i değil,
olduğun yeri görür.

“Ben seni böyleyken, olduğun gibi seviyorum.”
Bu sevgidir.

“Ben seni değiştirirsem seveceğim.”
Bu projedir.

Proje, içten içe şunu söyler:
“Sen eksiksin, yetersizsin ve tamamlanmalısın.”

Aşk ise şunu fısıldar:
“Sen zaten tamamsın ve olduğun gibisin.”

Ve insan ilk defa biri tarafından değil,
varoluş tarafından kabul edildiğini hisseder bu kabule ve bilince  geçtiğinde.

Son Sır... :

İnsan aşık olmaz.
Aşkla uyanır.

Aşk bir kişiye olmaz.
Bilince olur.

Kişi gider.
Bilinç kalır.

Yüz değişir.
Titreşim derinleşir.

Ve en kadîm sır şudur:

Aşk bitmez.
Sadece nesne değiştirir.

Çünkü aşk bir sahip olma değil,
bir hatırlama hâlidir.

Ve hatırlayan insan artık hiçbir zaman
tam anlamıyla kaybolmaz.

Sadece…
Her seferinde biraz daha uyanır...

Hatırla...
Aşk ol.

Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...

Peri'han Taşdemir... 
...
..
.

YORUMLAR

  • 0 Yorum