Erkek “duygusuz” değildir. Erkek, duygularını içerde yaşayan bir yapıdır. Hissetmez değil, göstermeyi öğrenmemiştir ve/ya çekinir. Çünkü ona küçük yaştan itibaren güçlü olmak, dayanmak ve kontrol etmek öğretilir. Bu yüzden duygularını konuşarak değil, çoğu zaman susarak ve tepkisizmiş gibi görünerek sunar.
Bir erkek susuyorsa, umursamıyordur sanılır. Oysa çoğu zaman düşündüğü, tarttığı ve çözmeye çalıştığı içindir. Erkek önce anlamak ve çözümlemek ister, sonra konuşur. Kadın konuşarak çözmeye yaklaşırken, erkek susarak netleşmeye çalışır ve konumunu korur.
Erkek yaşanan olaya değil, o olayın içinde hissettiği varlık, yetersizlik ya da başarısızlık duygusuna tepki verir. Eleştiri, onda “değersizim” değil, “başarısızım, bir işe yaramazım” hissini uyandırır. Bu yüzden savunmaya geçer, geri çekilir ya da duvar örer, kapalı kapılar ardına geçer.
Erkek haklı çıkmak ister gibi görünür ama aslında "yeterli ve işe yarar" hissetmek ister. Anlaşıldığında değil, takdir edildiğinde, onaylandığında, övüldüğünde sakinleşir. Çünkü onun dili çoğu zaman duyulmak değil, görülmektir. Yaptıklarıyla var olur, sözleriyle değil.
Sevilmek ister ama daha çok saygı duyulmak ister. Sevgi kalbine dokunur, saygı ise kimliğini ve gücünü ayakta tutar. Erkek için güven, “yanındayım” cümlesinden çok, “sana inanıyorum, sen yaparsın” duygusudur.
Erkeğin öfkesi çoğu zaman çaresizliğin görünür hâlidir. Altında kontrol kaybı ve güçsüzlük korkusu vardır. Ama bunu zayıflık olarak görmemek için sertleşir, mesafe koyar, içine kapanır.
Erkek terk edilmekten çok, işe yaramaz hissetmekten yorulur. Değersiz olduğunu düşündüğü yerde kalbi yavaş yavaş kapanır. Çünkü erkek için sevgi, faydalı olmakla, katkı sunmakla ve ayakta durmakla iç içedir.
Aynı şeyi defalarca anlatması pek nadirdir. Erkek bir konuyu tekrar etmiyorsa, vazgeçmiş değildir, içine gömmüştür. Konuşmak yerine unutmayı seçer. Ama unutulan her duygu, içeride başka bir yere sızar sinsice.
Ve erkek de bir anda gitmez...
Önce susar, sonra içine çeker kapanır, sonra da uzaklaşır. Beden oradayken kalp çoktan çekilmiştir. Bu yüzden gidişi soğuk sanılır ama aslında çok uzun bir iç çözülmenin sonudur. Erkek, yeterli hissetmek isteyen bir ruhtur.
Sevilmekten çok, işe yaradığını bilmek ister. Ve gittiğinde, çoğu zaman sevgisizlikten değil, kendini kaybetmemek için gider. Fark et ve hatırla.
Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...
Peri'han Taşdemir...
...
..
.


YORUMLAR