Reklam
Geçip Giden Günler
Perihan Taşdemir Taylı

Perihan Taşdemir Taylı

Geçip Giden Günler

23 Ocak 2026 - 11:43

İki haftadır beni sürüklenmede bırakan sağlık sorunlarım nedeniyle inişli çıkışlı günler geçirmiş olsam da bu yatış hâli beni de daha derin düşünmeye, bol bol tefekküre, kendimi merkeze alarak çevremdeki, toplumdaki insanların yani benim her bir parçamın, gidişatına dair tahlil okumalarıma vesile de oldu. Buradan yola çıkarak diyebilirim ki bugünün insanının en acil, en önemli, en değerli ve en yaygın sorunu gerçekten büyük bir "anlam sorunudur".

İnsan bugün neyin peşinde olduğunu tam olarak bilmiyor. Koşuyor ama nereye gittiğini hatırlayamıyor. Konuşuyor ama kalbinden mi ağzından mı çıktığını ayırt edemiyor. Sahip oldukça çoğalması gereken huzur, azaldıkça daha çok aranır hâle geliyor. Çünkü anlam kaybolduğunda her şey ağırlığa dönüşüyor ve amaçla hedefler de silikleşiyor hatta bazen tamamen kayboluyor... Ayetlerin dediği gibi “Kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur.” Fakat insan kalbini anmaktan çok oyalanmayı seçtiğinde mutmainlik de yerini içsel bir gürültüye ve karmaşaya bırakıyor.

Bugünün insanı bilgili ama hikmetsiz, bağlantılı ama kopuk, kalabalıklar içinde ama ruhsal olarak yalnız... Her şeye yetişmeye çalışırken kendisine geç kalıyor. En çok da kalbini ihmal ediyor. Kalp ki ilahî sistemin merkezidir, y'ön pusulasıdır ki o bozulduğunda bütün iç yazılım şaşar. Kur’an’ın “Onların kalpleri vardır ama onunla idrak etmezler...” diye işaret ettiği hâl tam da budur. Görmek var ama basiret yoktur, duymak var ama işitmek yoktur.

Anlam sorunu aslında bir inançsızlık meselesi değil, bir bağ meselesidir. İnsan Allah’ı inkâr etmiyor belki ama O’nunla canlı bir ilişki kurmayı da hatırlayamıyorum, bilmiyor. Teslimiyet zayıfladığında kontrol ihtiyacı artıyor, kontrol arttıkça korku büyüyor. Korku büyüdükçe sevgi çekiliyor. Böylece ruh daralıyor, beden yoruluyor ve zihin hiç susmuyor. Sonra da adına tükenmişlik, kaygı, depresyon ve panik atak vb. dediğimiz tablolar ortaya çıkıyor. Oysa ayet açık: “Allah kimsenin gücünün yetmeyeceği yükü yüklemez.” Yük ağır değil, yük ile ilişkiler yanlış.

Masallarda kahraman yolunu kaybettiğinde bir işaret çıkar karşısına. Bazen bir kuş, bazen bir ayna, bazen bir duraklama. İşte bu çağın işareti de durmak, yavaşlamak, nefese dönmek, akleden kalbi merkeze almak. İnsanın kendi iç âlemini yeniden vatanı yuvası  bellemesi. Çünkü anlam dışarıda bulunacak bir nesne değil, içeride öz'ünden hatırlanacak bir hakk'ikattir.

Bugün en değerli olan şey başarı değil, farkındalık ve idraktir. En acil olan hızlanmak değil, yön tayin etmektir. En yaygın sorun eksiklik değil, kopmuştur... Ve en büyük şifa yeniden bağ kurmaktır. Kulun Rabbiyle, insanın kalbiyle, aklın hikmetle bağ kurması... “Biz insana şah damarından daha yakınız!...” ayeti bir mesafe bilgisi değil, bir yakınlık ve bağ hatırlatmasıdır. Uzak olan insanın kendisidir ancak, Rabbi değil.

Bu yüzden bu çağın tarih sayfasına şunu yazmak gerekir: Hatırla; kalbini, kaynağını, anlamını... Çünkü insan neyi hatırlarsa oraya döner. Ve insan nereye dönerse orası onun kaderine dönüşür. Hatırla ve kendine gel. 

Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...

Peri'han Taşdemir... 
...
..
.

YORUMLAR

  • 0 Yorum