Reklam
İnsan ve Maskeleri
Perihan Taşdemir Taylı

Perihan Taşdemir Taylı

İnsan ve Maskeleri

03 Şubat 2026 - 12:01

İnsanlığın En Büyük Yalanı: Şaşırıyormuş ve Üzülüyormuş Gibi Yapmak... 

Kötülükler, zulümler, karanlıklar… Haberlerde öyle sunuluyor ki sanki bugün doğmuşlar, sanki dün yoklarmış gibi. Oysa insanlık tarihi boyunca aynı sahne tekrar tekrar oynanıyor, sadece dekor değişiyor. Yıllardır süren zulümler medya eliyle kimi zaman örtülüyor, kimi zaman bilinçli şekilde görünmez kılınıyor. İnsanlar başka gündemlerle oyalanıyor, asıl acil ve önemli meseleler arka plana itiliyor. Ta ki bir gün o dosyanın açılması stratejik olarak karanlığın işine gelene kadar. O zaman gerçekler bir anda ortalığa saçılıyor ve herkes sanki ilk kez görmüş ve duymuş gibi irkiliyor.

Ama bu yalnızca karanlığın oyunu değil, insanın kendi iç oyunudur da. Kötülüğün varlığını bilen ama rahatını bozmamak için susan, görmezden gelen, duygusal bağ kurmaktan kaçan, sorumluluk almak istemeyen insan, gerçekler gözünün içine sokulduğunda birden şok olmuş gibi davranır. Sanki daha önce hiç bilmiyormuş gibi. Oysa biliyordu. Hep biliyordu. Sadece bilmenin bedelini ödemek ve rahatından vazgeçmek istemedi. Bu da insanın en ustaca taktığı maskedir: “Ben bilmiyordum!” maskesi.

Epstein Adası iğrençlikleri yeni bir karanlık değildi. Pandemiyle açılan dosyalar yeni değildi. İklim krizleri, savaşlar, Gazze, Ukrayna, Uygur Türküleri, Yemen, Sudan… Hiçbiri aniden ortaya çıkmadı. Hepsi uzun zamandır var olan bir düzenin, güçlünün güçsüzü ezdiği ve köleleştirdiği sistemin parçalarıydı. Dünya, sessiz ama istikrarlı bir sömürü düzeni üzerinde dönüyordu zaten...

Ne yazık ki durum tam olarak böyle… Hani Rabbimiz buyuruyor ya: “Nasılsanız, öyle yönetilirsiniz…” diye. Sürekli dışarıdaki karanlıkları işaret etmek yerine, içimizdeki karanlığı aydınlatmayı seçmedikçe hiçbir şey gerçekten düzelmeyecek. Ve bu kötülük, bireyden topluma, toplumdan sisteme doğru kolektif bir şekilde yayılmaya devam edecek.

Yine Rabbimiz buyuruyor ya: “Bir toplum, kendinde olanı (iç dünyasını değiştirip dönüştürmedikçe) değiştirmedikçe Ben o toplumu değiştirmem…” diye. İşte tam olarak mesele bu. Dışarıyı suçlamak kolay, ama asıl dönüşüm içeride başlıyor. İnsan iç dünyasını dönüştürmeden, dünyayı değiştirmeyi beklemek sadece bir yanılsama.

Asıl mesele şu: İnsan kötülüğü görmüyor değil, hissetmemeyi seçiyor. Bilmemek değil derdi, sorumluluk almamak. Çünkü görmek değişim ister, hissetmek bedel ister, fark etmek konforu bozar. O yüzden karanlık açığa çıktığında şaşırır ve üzülür gibi yapar. Oysa şaşırdığı şey gerçekler değil, kendi yüzüdür. Karanlık çoğu zaman dışarıda değil, insanın içindeki suskunlukta büyür sessizce ve sinsice... Farkında mısın?! Fark et ve gerçek yüzünü hatırla!

Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...

Peri'han Taşdemir... 
...
..
.

YORUMLAR

  • 0 Yorum