Reklam
Kadın Kalbi ve Algısı
Perihan Taşdemir Taylı

Perihan Taşdemir Taylı

Kadın Kalbi ve Algısı

30 Ocak 2026 - 09:18

Kadın “fazla” değildir. Kadın, uzun süre yalnız bırakılmış duyguların taşıdığı bir hikâyedir. Tepkileri bir anda ortaya çıkmaz. Görülmeyen, ertelenen, yok sayılan ve bastırılanlar zamanla dile gelir. Bu yüzden ansızın gibi görünen her kopuş, aslında çok eski bir sessizliğin yankısıdır... 

Bir kadın anlatıyorsa, hâlâ bağ ve iletişim kurmaya çalışıyordur. Anlatmak kavga etmek değil, kopmamak için atılan uzun köprüdür. Çünkü asıl tehlike konuşmanın sertliği değil, konuşmanın bitmesidir; kadının susmasıdır. Kelimeler varken umut vardır, suskunluk başladığında ise kalp geri çekilir ve soğumaya başlar.

Kadın yaşanan olaya değil, o olayın içinde hissettirilen "değere" tepki verir. Küçük bir davranış bile “önemsizim” ya da “öncelik değilim” duygusunu tetikleyebilir. Bu yüzden küçük görünen şeyler, kalpte büyük anlamlar taşır ve tahmin edilemez durumlar oluşturabilir. 

Kadın erkeğin "yuvasıdır", sarıp sarmalayanı ve ortama enerji katanıdır dolayısıyla haklı çıkmak ve/ya üstün gelmek istemez, anlaşılmak ve sevilmek ister. Savunmayla karşılaştığında yalnızlaşır, anlaşıldığında ise sakinleşir. Çünkü çözümden önce duyulmak ve görülmek gelir. Kalbin dili anlaşılmadan, aklın çözümleri şifa vermez.

Sevilmek yetmez, ilgiyle "öncelikli" olmak ister. Sevgi sözlerle söylenir ama güven, saygı ve netlik davranışlarla hissedilir. Kadın için güven, netlik ve saygı, zamanın içine yerleşmiş sürdürülebilir ilgi ve tutarlı bir varlıktır.

Kadının öfkesi çoğu zaman incinmişliğin, kırılmışlığın ve çaresizliğin görünür hâlidir. Altında görülmemek ve hayal kırıklığı vardır. Ama önce kendini korumayı öğrenmiştir, çünkü kırılganlık her zaman güvenli değildir tüm emeklere rağmen.

Kadın terk edilmekten çok, ilişkide yalnız kalmaktan ve anlaşılamamaktan yorulur. Yan yana olup temas kuramamak, ayrılıktan daha ağır bir yorgunluk ve yük yaratır. Bu sessiz yalnızlık, insanı bağırmadan, sessiz çığlıklarla zamanla tüketir.

Aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmak, değiştirme isteği değil, duyulma, görülme, saygıyı hak etme ve değerli hissetme ihtiyacıdır. Bir konu dönüp dolaşıyorsa, orada hâlâ görülmemiş ve ihmal edilmiş bir duygu vardır.

Ve kadın bir anda gitmez, emin ol. 
Önce anlatır, anlatır, anlatır, çabalar sonra yorulur, daha sonra da susar. Kalbi gittikten sonra ise beden kopar ve ayrılır. Bu yüzden çoğu gidiş “ansızın” sanılır ama en uzun vedalar sessizce yaşanır. Zira kadın, anlaşılmak isteyen bir kalptir. Gitmek onun ilk seçimi değil, kendini korumayı seçtiği son duraktır. Bu hakk'ikati görmeyi seç ve hatırla...

Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...

Peri'han Taşdemir... 
...
..
.

YORUMLAR

  • 0 Yorum