Reklam
Sahiplenme Hırsımız
Perihan Taşdemir Taylı

Perihan Taşdemir Taylı

Sahiplenme Hırsımız

10 Mart 2026 - 16:39

İnsan bazen söylediği sözleri, ulaştığı bilgileri ve ortaya koyduğu fikirleri ve formülleri kendine ait zannetme yanılgısına düşebilir. “Bunu ben buldum”, “ilk kez ben söyledim”, “bu bilgi yalnızca bende var”, "başkalarından hiç duyamayacağınız bilgiler ve formüller bende"... gibi ifadelerle hakk'ikati sahiplenmeye çalışır. Oysa bu tavır, insanın fark etmeden içine düştüğü büyük bir gafletin ve kibirin işaretidir.

Çünkü hakk'ikat hiç kimsenin malı değildir.

Bilgi, bir kişinin zihininde doğup orada başlayan ve orada biten bir şey değildir. İnsanlık tarihi boyunca sayısız insan araştırmış, düşünmüş, keşfetmiş, anlamış ve ulaştığı bilgileri bir şekilde ortaya koymuştur. Sonra hepsi bu dünyadan göçüp gitmiş, geriye yalnızca bilgi kalmıştır.

Bugün bizim ulaştığımız birçok sonuç, insanlığın farklı zamanlarda defalarca ulaştığı hakk'ikatlerin bir başka biçimde yeniden fark edilmesidir. Bilgi zihinlerden geçer, nesiller arasında yol alır, el değiştirir ve böylece insanlığın ortak hafızasını oluşturur.

Bu yüzden egoyu ve kibiri bir kenara bırakmak gerekir.

Elbette hepimiz araştırdığımız, öğrendiğimiz ve keşfettiğimiz şeylerden içerikler üretiyoruz. Kitaplar yazıyor, belgeler hazırlıyor, fikirler tasarlıyoruz. Bu çalışmaların arkasında emek, zaman ve çaba vardır. Bu emeğin değeri büyüktür.

Ancak bütün bu üretimler, büyük bir hakk'ikat zincirinin yalnızca bir basamağı ve halkasıdır.

Hiçbir bilgi tek bir kişiye ait değildir. İnsan tek başına var olan bir varlık değildir ki tek başına hakk'ikatin sahibi olsun. İnsan, kolektif bir bilinç içinde yaşayan bir varlıktır. Düşünürken, öğrenirken, üretirken aslında sayısız insanın bıraktığı izlerin üzerinden yürür.

Bu nedenle bilgiyi bir mülk gibi sahiplenmeye çalışmak yerine onu paylaşabilecek kadar engin bir gönüle sahip olmak gerekir. Bilgiyi kendine saklamak ya da onun üzerinden üstünlük kurmaya çalışmak insanı büyütmez. Aksine insanı daraltır ve küçültür.

Gerçek olgunluk ise insanın kendini merkeze koymaktan vazgeçebilmesidir.

Bilgiyi paylaşabilmek, onu insanlığın ortak mirası olarak görebilmek ve kendini bu büyük akışın küçük bir parçası olarak idrak edebilmek yüksek bir bilinç seviyesidir.

Çünkü en yüksek bilinç, hakk'ikati kendine mal etmek değil; hakk'ikatin tek Sahibini idrak edebilmektir.

Alemlerin Rabbine hiçbir şeyi ortak koşmadan, hiçbir şeyi sahiplenmeden, her şeyi O’ndan bilerek yönelmek…
Kibirden, iddiadan, egodan ve sahiplenme arzusundan arınarak tam teslim olabilmek…

İşte insanı gerçekten büyüten bilinç budur.

Bilgi gelir geçer, insanlar gelir geçer, zaman ve mekan değişir. Ama hakk'ikat her çağda yeniden görünür olur. İnsan da o hakk'ikate ne kadar tevazu ve olgunluk ile yaklaşırsa, o kadar nasiplenir.

Temennimiz, hakk'ikatin Sahibine tam teslim olabilecek kadar arınabilmek ve bildiklerimizi insanlıkla paylaşabilecek kadar geniş bir gönüle ulaşabilmektir.

İnşallah her birimiz bu bilincin bir parçasına ulaşabiliriz. Hatırla ve seçimini yap... 

Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...

Peri'han Taşdemir... 
...
..
.

YORUMLAR

  • 0 Yorum