Reklam
Eğitimde Sessiz Tehlike: Negatif Seleksiyon
Vehbi UZUNDAĞ

Vehbi UZUNDAĞ

Eğitimde Sessiz Tehlike: Negatif Seleksiyon

15 Ocak 2026 - 10:58

 Bir eğitim sistemi düşünün; çok çalışanı değil, çok uyum sağlığını ödüllendiriyor. Soranı değil, susanı yükseltiyor, üreteni değil, tekrar eden makbul görüyor. İşte tam bu noktada, adı çok anılmayan ama etkisi derin bir sorunla karşı karşıyayız: negatif seleksiyon 

Negatif seleksiyon, biyolojide zararlı özelliklerin elenmesi anlamına gelir. Ancak eğitim ve kurumlar dünyasında işler tersine döner.  Burada elenenler çoğu zaman zararlı olanlar değil; nitelikli, eleştirel ve düşündürücü olanlardır.  Sistem, kendisini sorguluyanları değil, kendisine benzeyenleri yaşatır.

Bugün eğitim camiasında sıkça duyduğumuz uyumlu öğretmen, sorunsuz yönetici, idare ile iyi geçinen akademisyen gibi ifadeler mahsum görünebilir. Oysa bu dil, liyakatin değil sadakatin, niteliğin değil, itaatın esas alındığı bir anlayışın ipuçlarını verir. Zamanla bu anlayış kurumsallaşır ve sonuç kaçınılmaz olur: Vasatlık normalleşir, nitelik marjinalleşir.

Eleştirel düşünen öğretmen,  sınıfta sadece müfredatta anlatmakla yetinmez; çocuğun dünyasına dokunur, sorular sordurur, düşünmeye zorlar, fakat bu öğretmen aynı zamanda fazla konuşan, sitemi eleştiren, uyumsuz biri olarak da etiketlenebilir. Bir süre sonra ya susmayı öğrenir ya da sistemin dışına itilir. Bu bir tesadüf değil, negatif seleksiyonun doğal sonucudur. 

Yöneticilik ve akademi alanında da tablo farklı değildir.  Yenilikçi projeler risklidir.  Risk alan hata yapabilir.  Oysa mevcut düzen hata yapanı değil hata yapma ihtimali olmayanı ister.  Yani hiçbir şey yapmayanı. Böylece kurumlar, kendini tekrar eden, heyecansız ve vizyonsuz yapılara dönüşür.


Bu durumun bedelini en çok kim ödüyor dersiniz? Elbette öğrenciler. Eleştirmeyi öğrenemeyen, sorgulamayan, sadece sınava ve ezbere odaklanan kuşaklar yetişiyor. Eğitim, bireyi özgürleşen bir alan olmaktan çıkıp, bireyi kalıba sokan bir mekanizmaya dönüşüyor. 

Sistem, nitelikli olanı dışlıyorsa bu sadece bireysel bir adaletsizlik değil aynı zamanda toplumsal bir kayıptır. Daron Acemoğlu'nun kurumsal analizleri de bize şunu söylüyor: kapsayıcı olmayan kurumlar yeteneği dışlar; uzun vadede çöküş üretir. 

Negatif seleksiyonun en tehlikeli yanı, sessiz ilerlemesidir. Kimse açıkça nitelikli insanları eleyelim demez.  Fakat uygulamalar, tercihler ve alışkanlıklar bunu fiilen yapar. Bir süre sonra kimse şaşırmaz. Çünkü vasatlık artık 'normal'dir. 


Oysa eğitim, tam tersini yapmalıdır. Zor sorular soranı korumalı, farklı düşüneni teşvik etmeli, risk alanı desteklemelidir. Aksi halde sadece bireyler değil, geleceğimizi de ertelenmiş oluruz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum