Reklam
Tarladan Sıraya Uzanan Kırık Bir Yol -2
Vehbi UZUNDAĞ

Vehbi UZUNDAĞ

Tarladan Sıraya Uzanan Kırık Bir Yol -2

07 Ocak 2026 - 14:55

Bir önceki yazımızda MTİ öğrencileri ile ilgili genel bir değerlendirmede bulunmuştuk. Özellikle literatür taramasından varılan sonuçlar üzerinde durarak bir sonraki yazımızda MTİ öğrenciler için çözüm önerilerine yer verileceğini belirtmiştik. 


Araştırma bulguları, mevsimlik tarım işçisi (MTİ) öğrencilerin okula yönelik tutumlarının MTİ olmayan akranlarına kıyasla belirgin biçimde daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Bu olumsuz tablo, özellikle öğrencilerin okula duyduğu güven boyutunda yoğunlaşıyor. Bu durum yalnızca akademik başarı meselesi değildir aynı zamanda öğrencinin okul ile kurduğu ilişkiye, kendini güvende ve ait hissetmesine dair yapısal bir soruna işaret etmektedir. Dolayısıyla geliştirilecek eğitim politikalarının, başarı odaklı dar bir çerçeve ile değil güven ve aidiyet duygusunu merkeze alan bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerekmektedir.


MTİ öğrencilerde güven duygusunun zayıf olması, mevcut eğitim uygulamalarının bu çocuklar için yeterince kapsayıcı ve koruyucu algılanmadığını göstermektedir. Mobil okullar, geçici eğitim merkezleri, gece eğitimi ve yaz kursları gibi esnek modeller uzun süredir tartışılmakta ancak bu uygulamalar çoğu zaman geçici çözümler olarak kalmaktadır. Oysa bu modellerin süreklilik arz edecek biçimde kurumsallaştırılması gerekir.  Öğrencilerin okulla istikrarlı bir ilişki kurabilmesi açısından hayati önemdedir. Eğitim politikaları, yalnızca çocuğun okula devam eden değil okula güven duyan bir özne olmasını önceleyen bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır. 


Araştırma sonuçları MTİ öğrencilerin okula karşı olumsuz tutumlarının yalnızca akademik eksikliklerden kaynaklanmadığını, güçlü bir psikososyal arka plana sahip olduğunu da göstermektedir. Sürekli yer değiştirme, düzensiz yaşam koşulları ve ekonomik yoksunluk, çocukların okul ortamında kendilerini güvende hissetmelerini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin niceliksel arttırılması kadar niteliksel olarak da bu öğrenci grubunun ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Okul temelli psikososyal destek programları yaygınlaştırılmalı; öğretmenler, MTİ öğrencilerle çalışmaya yönelik özel hizmet içi eğitimlerle desteklenmelidir.


Cinsiyet temelli bulgular da dikkate değer ipuçları sunmaktadır. Kız öğrencilerin sevgi ve değer boyutlarında daha yüksek tutum sergilemesi, okulun kız öğrenciler açısından görece daha destekleyici algıladığını düşündürmektedir. Buna karşılık erkek öğrenciler için okulun anlamı ve değeri daha zayıf bir zeminde şekillenmektedir. Bu durum, erkek öğrencilerin okulla bağını güçlendirecek sosyal, sanatsal ve sportif etkinliklerin artırılması cinsiyete duyarlı rehberlik çalışmalarının yaygınlaştırılmasını gerekli kılmaktadır. 


Yaş, kardeş sayısı ve ebeveyn eğitimi gibi değişkenlerin okula karşı tutum üzerinde anlamlı bir fark yaratmaması ise sorunun bireysel tercihlerden ya da aile içi özelliklerden çok, yapısal koşullarla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu noktada ailelere yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yalnızca akademik başarıyı önceleyen bir dille değil eğitimin, çocukların sosyal güvenliği, psikolojik iyilik hâli ve geleceği açısından taşıdığı Hayati rolü vurgulayan bir perspektifle ele alınması önem taşımaktadır. Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde sürdürülebilir sosyal destek projeleri geliştirilmeden bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi mümkün görünmemektedir. 


Öğrencilerin çalıştıkları yerde okula devam edip etmemelerinin tutum üzerinde anlamlı bir fark yaratmaması, yalnızca okula erişimin yeterli olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Asıl belirleyici olan, sunulan eğitimin niteliğidir. Göç dönemleri sonrasında uygulanan telafi eğitimlerinin standart ve tek tip programlar yerine öğrencilerin bireysel öğrenme kayıplarını esas alan farklılaştırılmış öğretim stratejileriyle yürütülmesi gerekmektedir. 


Özetlemek gerekirse; mevsimlik tarım işçi öğrencilerin eğitime ilişkin sorunları, kısa vadeli ve yüzeysel çözümlerle açılabilecek nitelikte değildir.  Güven, aidiyet ve uyum duygularını merkeze alan, psikososyal destekle güçlendirilmiş, esnek ama kurumsal eğitim politikaları ile geliştirilmedikçe, bu çocuklar için okul bir umut kapısı olmaktan çok, geçici bir durak olmaya devam edecektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum