Bizler X ve Y kuşağıyız.
Telefonun evin bir köşesinde sabit durduğu, sokakta oyunun bitişini akşam ezanının ya da yanan sokak lambalarının haber verdiği zamanları da gördük; bugün her şeyin tek bir ekrana sığdığı, hayatın bildirimlerle bölündüğü bu çağı da.
İki ayrı dünyanın tanığıyız.
Ama asıl soru şu: Bu tanıklık bizi daha bilinçli ebeveynler ve eğitimciler yaptı mı?
Çocukluğumuzda teknoloji yoktu ama temas vardı. Beklemek vardı, sıkılmak vardı. O sıkıntıdan hayal doğardı. Bugün çocuklar sıkılmaya fırsat bulamıyor; çünkü en küçük boşluk ekranla dolduruluyor. Bizim yaşadığımız yavaşlık onlara “gereksiz”, bizim öğrendiğimiz sabır ise “zaman kaybı” gibi sunuluyor.
Teknoloji ilerledi, evet. Hayat kolaylaştı.
Ama insan ilişkileri zorlaştı.
Ebeveynliğe geldiğimizde bu çelişki daha görünür hâle geldi. Bizler, teknolojisiz büyüyüp ekranlı çocuk yetiştiren bir kuşağız. Çocuğa “telefonu bırak” diyen ama sofrada bildirim kontrol eden anne babalar olduk. Susturmak için tablet verdik, sonra dikkati dağınık çocuklardan şikâyet ettik.
Oysa çocuklar söyleneni değil, görüleni yapar.
Model olamayan ebeveyn, sınır koyamaz.
Eğitim sistemi de bu hız çağının gerisinde kaldı. Akıllı tahtalar, tabletler, uygulamalar var ama anlayış hâlâ eski. Çocuklar hâlâ ezberle ölçülüyor, notla tanımlanıyor. Merak eden yorucu, sorgulayan problemli sayılıyor. Teknoloji sınıfa girdi ama düşünce değişmedi.
Biz iki çağı da görmüş bir kuşak olarak bunun farkındayız aslında.
Ama farkında olmak yetmiyor.
Çocukları dijital bağımlılıkla suçluyoruz, sonra onları sokağı olmayan sitelere, oyunu olmayan günlere, sabırsız yetişkin dünyasına bırakıyoruz. Onlardan odaklanmalarını bekliyoruz ama onlara odaklanacak bir dünya sunmuyoruz.
Eskiden az şeyimiz vardı ama daha çok yetiyordu.
Şimdi her şeyimiz var ama hiçbir şey yeterli gelmiyor.
Biz X ve Y kuşağı olarak iki dünyanın yükünü taşıyoruz. Geçmişin değerleriyle bugünün hızını aynı anda omuzlamaya çalışıyoruz. Ne tamamen kopabiliyoruz ne de sorgusuz teslim olabiliyoruz. Bu arada kalmışlık bazen avantaj, bazen derin bir yorgunluk.
Belki de artık netleşmeliyiz.
Teknoloji düşman değil ama pusulasız bırakılırsa savurur.
Eğitim sisteminin de, ebeveynliğin de acilen yavaşlamaya, sadeleşmeye ve insana dönmeye ihtiyacı var.
Çünkü biz iki dünyayı gördük.
Ve çocuklarımıza bırakacağımız dünya; teknolojinin hızıyla değil, bizim durup düşündüğümüz anlarla şekillenecek.


YORUMLAR