Reklam
Mehmet İmre

Mehmet İmre

Özgür ol-2

03 Ocak 2026 - 16:18

Bugün ahlaki çöküşün vitrini hâline gelen sosyal medyada gördüğümüz öfke tam olarak bunun sonucudur. Sürekli provoke edilen, kışkırtılan, aşağılanan bir kitle var. Her gün yeni bir linç, yeni bir hedef, yeni bir öfke dalgası… Kimse durup düşünmüyor; herkes bir şeye kızgın ama neye, niçin kızdığını tam olarak bilmiyor.
Fakat Siyonist uşağı provokatörler bunu çok iyi biliyor. Biz unutmuşuz: öfkenin şeytandan olduğunu, öfke geldiği vakit aklın gittiğini… Ama onlar unutmamış olsa gerek ki ateşe odun atarak toplumun öfkesini besliyorlar. Çünkü öfke hızlı yayılan bir eylemken düşünce zahmetlidir. Düşünceyle değil, öfkeyle beslenen toplumun ahlaki bünyesi zayıflar. Öfkenin olduğu yerde sevgiden, itaatten bahsedilemez.
Öfke boşluğun sesidir.
Bağını kaybeden insan sesini yükselterek var olmaya çalışır. Oysa çıkardığı gürültü hakikatin önüne geçer.
Hilmi Ziya Ülken’e göre:
“İnsan sevmeden inanamaz; inanmadığı şeyi de ahlak hâline getiremez. Ahlak, kuraldan önce bağ meselesidir. İnsanın kendisini aşan bir değere içten bağlanmasıyla ahlak oluşur ve kaynağı sevgidir. Değerlerle bağı kopan insan ahlakı da sürdüremez.”
Değerlerinden kopmuş insan arafta kalmış gibidir; iç pusulasını kaybetmiştir ve her esen rüzgârla savrulur.
Hz. Mevlânâ’nın buyurduğu gibi:
“Aslından uzak düşen kişi yine aslına dönmeyi ister.”
Belki de toplumun bünyesini zayıflatan asıl kayıp, Allah’ın isimleri ile kurulan dengenin bozulmasıdır.
"El-Adl" kalpten çekilince adalet insanın vicdanında ya da mahkeme duvarlarında tecelli etmez, intikama dönüşür.
Merhamet sadece acıyana değil, güçlüye de" Er-Rahîm" olarak öğretilmelidir.
Acele ile hüküm veren çağın karşısına" El-Halîm’in" sükûneti konulmadıkça öfke akıl kılığına girer. Kimse beklemez, kimse tahammül etmez. "El-Hakîm" ile gelmeyen ilmin hikmeti değil, zulmü dolar akla." El-Kayyûm" idrak edilmezse aile çözülür, değerler ayakta duramaz.
Toplum artık inşa etmiyor, tüketiyor; ama başkasını değil, kendini. Değerlerini yerken kendi bağışıklık sistemini de yok ediyor. Bu yüzden herkes yorgun, herkes huzursuz, herkes biraz öfkeli. Çünkü insan fıtratına aykırı yaşadığında yorulur. Bağsızlık insanı rahatlatmaz; içten içe çürütür.
Halk bunu büyük cümlelerle söylemez ama bilir:
Dalından kopan yaprak rüzgâra mahkûmdur.
Suçu rüzgârda arıyoruz ama dalı unutuyoruz.
Kurtuluş yeni sloganlarda değil, yeni düşmanlar icat etmekte hiç değil. Kurtuluş, insanın yeniden bağını hatırlamasındadır: Allah’la, aileyle, kültürle, ahlakla kurulan bağda. Çünkü bağ onarılmadan toplum düzelmez; kalp toparlanmadan şehir ayağa kalkmaz.
Belki de bugün en büyük direnç şudur:
Öfkeye teslim olmamak, provokasyona gelmemek, bağını kaybetmemek dileklerimle. Selamla Kalın Selamette Kalın.
Mehmet İMRE
05.01.2026
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum