İlişkide özensizlik bazen yüksek sesle değil sessiz adımlarla gelir; unutulan günlerde, geçiştirilen sözlerde, dinlenmeden verilen cevaplarda, ertelenen sarılmalarda, geç görülen gerçeklerde... saklanır, hiç fark edilmeden. İhmal, sevginin yokluğu değildir çoğu zaman; sevginin üstünün alışkanlıklarla ve konforla örtülmesidir. Bir “Merhaba” bile acele söyleniyorsa kalp orada beklemeye başlar, çünkü özen görmeyen bağlar zamanla ağırlık değil yalnızlık üretir. Küçük dikkatsizlikler birikir, görünmez çatlaklar açar ve gün gelir insan kendini sevdiğinin yanında değil uzağında hisseder. İlişki, dikkatin nazik biçimidir; ilgi eksilince mesafe değil anlam kaybolur. Ve kaçınılmaz sona doğru yol alınır ne yazık ki...
Ayrıldığında yalnızca bir insana veda etmezsin; zihininde kurduğun geleceğe de veda edersin... Aynı masada içtiğin çaydan, paylaştığın sabahlardan, verdiğin tüm emeklerden, henüz yaşanmamış ama kalbinde çoktan kurulmuş sahnelerden de ayrılırsın... O yüzden biri “Nasılsın?” diye sorduğunda aslında “Hangi hayalinin içindesin şu an?” diye soruyordur bir bakıma da. Çünkü ayrılık, bir kişinin yokluğu değil; bir ihtimalin ve hayalin yok oluşudur. Yasın ağırlığı da aslında buradan gelir.
“Nasılsın?” sorusu bazen içimizde yankılanan en zor sorudur. Çünkü iyi olmanı bekleyen bir dünyaya cevap vermen gerekir; oysa içindeki dünya dharma dağınık olmuş ve yeni yıkılmıştır. Ama bil ki acı çekmen, eksik hissetmen, suskun kalman, bir şeyleri anlatmaya gücünün yetmemesi ve hiçbir şeye isteğinin olmaması… Bunların hepsi “kırılmanın değil insan olmanın işaretleridir.” Kalp hemen düzelmez, çünkü o bir makine veya robot değildir; temasla çalışan bir anlam/mânâ evidir.
Bir süre iyi hissetmemek, kendini toparlanmış gibi göstermemek ve her şeyin yolunda olmadığını bilmek en dürüst cevaptır bu soruya. Kendine baskı yapmadan “yasının içinden yaşayarak geçmene izin vermek” aslında iyileşmeye atılan ilk adımdır. Çünkü yas, sevgiyi ve şefkati silmek değil; sevgiyi ve şefkati yerli yerine koyma sürecidir. Eksiklik hissettiğin her yer, aslında bir zamanlar orada bir anlam yaşadığının kanıtıdır.
Ve gün gelir, biri yine “Nasılsın?” diye sorar. Bu kez cevap ararken yutkunmazsın ve düşünmezsin. Çünkü artık bir kayıbı değil, bir dönüşümü tarif ediyorsundur. Şöyle dersin belki: “Bir hayal bitti ama hakk'ikate bir adım daha yaklaştım, çok şükür. Kalbimde bir boşluk vardı, şimdi o boşluk bir hakk kapısı oldu.” Ayrılık, boşanma, terk ediliş zor ama imkânsız değildir. İmkânsız olan, sevmemiş olmaktır. Sen sevdin, hayal kurdun, ayrıldın, yas tuttun… Demek ki hâlâ insansın. Demek ki hâlâ yolun açık. Demek ki hâlâ hayat devam ediyor... Hatırla ve yaşa...
Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...
Peri'han Taşdemir...
...
..
.


YORUMLAR