Reklam

Yıldırım, Hemofili Tedavisinde Tek Tip Ürün Dayatması Bilimsel ve Etik Değil

Şanlıurfa Hemofili Derneği Başkanı Ali Yıldırım: “Tedavi tercihi hastanın elinden alınamaz”

Yıldırım, Hemofili Tedavisinde Tek Tip Ürün Dayatması Bilimsel ve Etik Değil

Şanlıurfa Hemofili Derneği Başkanı Ali Yıldırım: “Tedavi tercihi hastanın elinden alınamaz”

Yıldırım, Hemofili Tedavisinde Tek Tip Ürün Dayatması Bilimsel ve Etik Değil
05 Şubat 2026 - 13:25
Reklam
Reklam

Hemofili tedavisinde son otuz yılda yaşanan teknolojik dönüşüm, plazma kaynaklı faktör konsantrelerinden rekombinant faktör ürünlerine geçişle yeni bir evreye girdi. Ancak bu geçişin, bilimsel arka planı ve hasta güvenliği boyutu dikkate alınmadan “tek seçenek” hâline getirilmesi, ciddi tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Şanlıurfa Hemofili Derneği Başkanı Ali Yıldırım, son yıllarda Türkiye’de rekombinant ürünlerin baskın ve fiili olarak zorunlu tercih hâline getirilmesine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.

“Bu mesele sadece teknoloji değil, insan hayatıdır”
Ali Yıldırım, rekombinant faktör ürünlerinin kendi içinde dahi üç ayrı jenerasyon altında değerlendirildiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Birinci nesil rekombinant ürünlerde hayvan veya hücre hattı kaynaklı protein katkıları vardır. İkinci nesilde insan plazması katkıları azaltılmıştır.

Üçüncü nesilde ise eksojen proteinler minimuma indirilmiştir. Bu sınıflandırma sadece teknik bir detay değildir; inhibitör gelişimi, bağışıklık yanıtı ve uzun vadeli güvenlik açısından hayati önemdedir.”
Yıldırım’a göre, bu tarihsel ve bilimsel ayrım göz ardı edilerek tüm hastalara tek tip ürün dayatılması, tıp biliminin bireyselleştirilmiş tedavi ilkesine açıkça aykırıdır.

İnhibitör Riski Göz Ardı Edilemez
Hemofili tedavisinde en ciddi komplikasyonlardan biri olan inhibitör gelişimi, tedavi maliyetlerini katlayarak artırırken, hastanın yaşam kalitesini de ciddi biçimde düşürüyor.

Ali Yıldırım, inhibitör gelişimini etkileyen faktörlerin yalnızca kullanılan ilaca indirgenemeyeceğini vurguladı:
“Genetik mutasyon tipi, hastanın yaşı, tedaviye başlama zamanı, maruziyet sıklığı ve kullanılan ürünün üretim teknolojisi birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle erken jenerasyon rekombinant ürünlerde inhibitör riskine dair literatürde ciddi tartışmalar vardır. Buna rağmen tüm hastalara tek ürün önerilmesi bilimsel değildir.”

Plazma Kaynaklı Ürünler ‘Eski’ Değil, Klinik Olarak Geçerli Bir Seçenektir
Kamuoyunda plazma kaynaklı faktör ürünlerinin “ilkel” veya “riskli” gibi sunulmasının gerçeği yansıtmadığını belirten Yıldırım, bu ürünlerin bazı hasta gruplarında önemli avantajlar sunduğunu ifade etti:
İnsan kaynaklı protein yapısı nedeniyle bağışıklık toleransı,
On yıllara yayılan klinik deneyim,
Bazı hasta gruplarında daha düşük inhibitör bildirimi.
“Plazma kaynaklı ürünleri toptan dışlamak, bilimsel bir tercih değil; politik ve sektörel bir yönlendirmedir,” diyen Yıldırım, fayda–risk dengesinin hasta bazında kurulması gerektiğini söyledi.

STK’lar, Sektör ve Sağlık Politikası Tartışması
Şanlıurfa Hemofili Derneği Başkanı Ali Yıldırım, bazı büyük STK’ların ve akademik çevrelerin belirli ürünler lehine kamuoyunu yönlendirdiğine dair iddiaların görmezden gelinemeyeceğini belirtti:
“Tedavi tercihlerinin STK’lar ve sektör ilişkileri üzerinden şekillenmesi, hem kamu bütçesini zorluyor hem de hasta seçeneklerini fiilen daraltıyor. Bu durum şeffaflık ve kamu yararı açısından mutlaka incelenmelidir.”

Yıldırım, Sağlık Bakanlığı, SGK ve TİTCK’nın bu süreçte tarafsız, denetleyici ve hasta odaklı bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

Hasta Hakları ve Etik Uyarı
Haberin en çarpıcı başlıklarından biri ise hasta hakları oldu. Ali Yıldırım’a göre, istemediği ya da kendisi için riskli gördüğü bir ürünün hastaya fiilen dayatılması:
Bilgilendirilmiş onam ilkesine aykırı,
Tıbbi etikle bağdaşmıyor,
Tedavi uyumunu ve psikolojik iyilik hâlini zedeliyor.
Ayrıca, SUT kapsamında ilaç raporlarının 3–6 ay gibi kısa sürelerle yenilenmesi, ömür boyu tedavi görmek zorunda olan hemofili hastaları için ciddi bir bürokratik ve psikolojik yük oluşturuyor.

“Kronik bir hastalığı olan bireyin, sürekli rapor yenileme stresiyle yaşaması kabul edilemez,” diyen Yıldırım, bu uygulamanın yeniden düzenlenmesi çağrısında bulundu.

“Biz teknolojiye değil, dayatmaya karşıyız”
Ali Yıldırım sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Biz ne rekombinant ürünlere ne de bilime karşıyız. Biz, hastanın söz hakkının elinden alınmasına karşıyız. Hemofili tedavisi, masa başında değil; hasta özelinde, bilimsel verilerle ve etik ilkelerle yönetilmelidir.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum