GÖNÜLDEN BİR EL UZATIRSANIZ DÜZELİYOR İNSANLAR
Bazen ne kanunlar, ne cezalar, ne de uzun nasihatler insanı değiştirebiliyor. Ama birinin içten uzattığı bir el, bir sıcak söz, bir samimi yaklaşım… İşte o, insanın yönünü değiştirebiliyor.
Toplum olarak en büyük yanılgımız şu:
Kötü davranan insanı “kötü insan” zannediyoruz.
Hâlbuki çoğu zaman ortada kötü insan yok, yaralı insan var.
Kırılmış, dışlanmış, anlaşılmamış, değer görmemiş insanlar var.
Bugün sokakta gördüğünüz hırçın bir genç…
Belki yıllardır kimse ona “Nasılsın?” demedi.
Okuldan kopmuş bir çocuk…
Belki bir öğretmeni bir gün başını okşasaydı, bambaşka olacaktı.
Sürekli sinirli gezen bir adam…
Belki yıllardır kimse derdini sormadı.
Biz sonuçla uğraşıyoruz, sebebi görmüyoruz.
Oysa insan, ilgisizlikten bozulur.
İnsanı düzelten şey ise ilgidir.
Bir düşünün…
Hayatınızda sizi en çok etkileyen insanlar kimlerdi?
Size nasihat edenler mi, yoksa size değer verenler mi?
İnsan değer gördüğü yere doğru yürür.
Değer görmediği yerden uzaklaşır.
Bugün toplumda gördüğümüz birçok problem; madde bağımlılığı, okul terkleri, suç oranları, umutsuz gençler…
Bunların çoğunun temelinde sevgisizlik ve ilgisizlik var.
Kimse doğuştan kötü olmuyor.
Ama ihmal edildikçe, yalnız bırakıldıkça, dışlandıkça insanın içi kararıyor.
Ve işin acı tarafı şu:
Biz çoğu zaman insanların en kötü hâline şahit oluyoruz, ama en zor zamanlarında yanında olmuyoruz.
Bir çocuğa sahip çıkmak, bir gence yol göstermek, bir insana değer vermek; bazen bir hayat kurtarıyor.
Ne para gerekiyor, ne makam.
Sadece gönül gerekiyor.
Bir selam vermek,
Bir çay içmeye davet etmek,
Bir derdini dinlemek…
İnanın, bu kadar basit.
Ama biz bunu yapmıyoruz.
Yapmadığımız için de sonra “Bu gençler neden böyle oldu?” diye konuşuyoruz.
Oysa o genç, bir zamanlar sadece görülmek istemişti.
Toplumda en büyük eksiklik, kurumların değil, insanların birbirine yabancılaşmasıdır.
Eskiden mahalle vardı.
Komşuluk vardı.
Büyükler vardı.
Sahip çıkmak vardı.
Şimdi herkes kendi hayatına kapandı.
Kimse kimsenin yükünü taşımak istemiyor.
Hâlbuki insan insana emanettir.
Birinin omzuna dokunduğunuzda, aslında sadece ona değil, topluma dokunmuş oluyorsunuz.
Gönülden uzatılan el;
Bir çocuğu suçtan,
Bir genci umutsuzluktan,
Bir insanı karanlıktan çıkarabiliyor.
Bunu en çok sahada çalışanlar bilir.
Bir çocuğa “Sen değerlisin” demenin, bazen saatlerce verilen eğitime bedel olduğunu bilirler.
Çünkü insan, önce kalbiyle düzelir.
Aklı sonra gelir.
Biz akılla düzeltmeye çalışıyoruz, kalbe dokunmuyoruz.
Hâlbuki insanın anahtarı kalbidir.
Bir insana güven duyulduğunu hissettirdiğinizde, o insan kendini düzeltmeye başlıyor.
Çünkü değer gören insan, kendine zarar veremez.
Bugün toplum olarak yapmamız gereken en büyük şey;
daha fazla proje üretmek değil,
daha fazla insan olmak.
Daha fazla dinlemek.
Daha fazla anlamak.
Daha fazla sahip çıkmak.
Çünkü gönülden bir el uzatırsanız, gerçekten düzeliyor insanlar.
Ve inanın, bazen bir insanın düzelmesi, bir ailenin, bir mahallenin, hatta bir şehrin kaderini değiştiriyor.
Toplum büyük adımlarla değil, küçük gönül dokunuşlarıyla düzelir.
Belki de dünyayı değiştirmek sandığımız kadar zor değil.
Belki de sadece birine içtenlikle “Ben buradayım” demek yeterlidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: