Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan saldırıda, failin eski öğrenci olduğu belirlenmiş; olayın ardından adli ve idari soruşturmalar başlatılmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmış ve okulda eğitime ara verilmişti.
Benzer şekilde Kahramanmaraş’ta 14 yaşındaki bir öğrencinin gerçekleştirdiği saldırıda can kayıpları yaşanmış, çok sayıda kişi yaralanmıştı. Bu olaylar, eğitim kurumlarının güvenliği ve gençlerin ruhsal dünyası üzerine yeniden düşünmeyi zorunlu kılmıştır.
Farklı şehirlerde yaşanan bu tür vakaların ortak noktası, fail profilinin giderek daha genç yaşlara inmesidir. Bu durum, yalnızca bireysel bir öfke patlamasıyla açıklanamayacak kadar derin bir toplumsal soruna işaret etmektedir.
Sorunun kökeninde; ihmal edilmiş psikososyal süreçler, denetimsiz dijital ortamlar ve kontrolsüz teknoloji kullanımı önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle gençlerin yoğun şekilde maruz kaldığı dijital oyunlar ve sosyal medya içerikleri, bilinçli yönlendirme ve aile denetimi olmadan tüketildiğinde ciddi riskler doğurabilmektedir. Ancak burada mesele tek bir oyun ya da tek bir platform değildir; asıl mesele, dijital içeriğin hangi yaşta, hangi bilinç düzeyinde ve ne kadar süreyle tüketildiğidir.
Bugün Google Play Store ve App Store gibi küresel platformlar üzerinden erişilen içerikler, yalnızca teknik değil aynı zamanda toplumsal bir denetim meselesi haline gelmiştir. Çünkü denetimsizlik, zamanla ihmale; ihmal ise geri dönüşü olmayan sonuçlara kapı aralayabilmektedir.
Bu noktada internetin yalnızca bireysel kullanım alanı değil, kamusal bir güvenlik alanı olarak da ele alınması gerekmektedir. Dijital dünyanın düzenlenmesi ve denetlenmesi için devletlerin daha güçlü ve koordineli yapılar kurması artık bir tercih değil, zorunluluktur. “Dijital güvenlik ve internet yönetimi” odaklı kurumsal yapılar; şiddet içeriklerinin tespiti, zararlı eğilimlerin erken analiz edilmesi ve siber suçlarla mücadelede kritik rol oynayabilir.
Ayrıca dijital okuryazarlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması, ailelerin bilinçlendirilmesi ve gençlerin teknolojiyle sağlıklı ilişki kurmasının sağlanması da bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.
Bugün geldiğimiz noktada açık bir gerçek vardır: Gençler yalnızca ekranlarla değil, o ekranların arkasındaki algoritmalarla da yönlendirilmektedir. Bu yönlendirme çoğu zaman görünmezdir; ancak etkisi oldukça gerçektir. Bu nedenle dijital dünya, sokak güvenliği kadar ciddi bir kamu politikası alanı olarak ele alınmak zorundadır.
Nasıl ki şehirlerimizin sokaklarını, parklarını ve yaşam alanlarını düzenliyor ve koruyorsak; aynı hassasiyeti dijital alan için de göstermek zorundayız. Aksi halde fiziksel olarak güvenli görünen toplumlar, dijital dünyada ciddi kırılganlıklarla karşı karşıya kalabilir.
Gerçek güvenlik artık iki boyutludur: biri sokakta, diğeri ekranda. Ve bu iki alan birlikte korunmadıkça hiçbir toplum tam anlamıyla güvende değildir.
Hayatını kaybeden çocuklarımıza ve öğretmenlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Mehmet Bilgin
16/04/2026 – 23:30
Yorumlar
Kalan Karakter: