Reklam
Mustafa Tosun

Mustafa Tosun

Tarikatler

05 Eylül 2020 - 12:42

 Koşulsuz itaatin zerkedildiği tarikat yapılanmaları, müslümanlar tarafından eleştirilmeli. Şeyh ve benzeri sıfatlı kişilere karşı adeta "gassal elindeki meyyit" ezikliğini sergilemek o şeyhleri, hocaları saptırabilir. Bu İslami bir duruş değildir. Bu muvahhid bir duruş değildir. Sünnete de uygun değildir. 

Müslümanlara, Kur'an ve Rasul'ün mütevatir/sahih sünnetini iyice özümsetilmeden hemen alel acele onlara  cemaatin veya tarikatın görüşleri adeta "itikad" gibi zamk ediliyor. Doğru değil bu. Zaten cemaatin/tarikatin bu görüşlerini itikad olarak benimseyen biri, hele bir de oradan "ekmek" yemişse kolay kolay değişime yönelmiyor. Hatta bir zaman sonra holigana dönüşüyor. Bu, aslında fecaattir. Bu defa o kişi şeyhini, hocasını eleştiremiyor, zira 'yazılım' öyle yüklenmiş. Yazık Allah'ın bu kullarına. Bu tarz uygulamalara itiraz ediyoruz ve ümmeti çökerten bir süreç olarak görüyoruz... 

Cemaatli olmak ile şahsiyetli olmak, dengeli olarak ilerlemelidir. Aksi halde biri kör taassuba, diğeri kör bireyselciliğe götürür. 

*

Laik jakoben Türkiye, İslam'ın vakarını bu topraklardan kaldırdıkça müslüman toplumda çürükler adeta kendine meydan buldu. İslam'ın etkinliğini zayıflatınca, parazitler çıkmaya başladı. İslam'ın bağışıklığı zayıflatıldı bu topraklarda... İslam'ın denetim ve sorgulama özelliklerini dumura uğratıldı. (Geçmişin tümüyle mükemmel olduğunu kastetmiyorum) 

Hatta, yer yer derin devlet aracılığıyla "kapalı kutu" olan bu tip yapıları yönetti. Onları kullanarak skandallar meydana gelmesine yol verdi. Sonra da bu skandalları kullandı. Müslüman toplum kendi kendini denetime tabi tutacak bağımsız, özgün İslami mekanizmalardan mahrum kaldı. Her şey başıboş ilerledi. Türkiye nötr anlamda laik olmadı hiçbir zaman, laiklik, İslam düşmanlığı olarak kendini gösterdi. İçimizdeki çürüklere yol verilmesinin bir sebebi de buydu. Akl-ı selim iyilerimiz ilerleyemedi, etkin olamadı bu topraklarda... Ya sürgün, ya zindan, ya ölüm...  Bu da meselenin başka boyutu...

Osmanlı döneminde tarikatlerin denetimden geçirildiği biliniyor. Hatta tekkeye şeyh olacak kişilerin çeşitli imtihanlardan geçirilerek müderris olup olmadığı anlaşılınca karar veriliyor. En asgari böyle bir mekanizma olsa bile ne kadar iyi olacak.

Son olarak şunu ifade etmeliyim ki, Kur'an ve peygamberin sireti sahih bir şekilde öğrenilmeyince  bu gibi sıkıntılar olacaktır. 

Kastettiğim cinsel sapıklık değil sadece, (bu sapıklık toplumun her kesiminde vuku bulan bir durum), insanların iradelerinin mistik atraksiyonlarla yönetilmesi de büyük bir sapkınlıktır. Allah, insanları hür yaratmışken, insanların "gassal elinde meyyit"e dönüştürülmesi büyük bir zulümdür. Elbette ki bu sonuca spesifik şirklerle ulaşılıyor.  Bilgi ve donanımı yetersiz olan kitleler bu şirkleri fark edemeyince saf dini duyguları böylece sömürülüyor. Hem maddi hem de manevi sömürü...  

Bu konuda Urfa da muzdarip. Urfa'da da maalesef tarikat hegemonyası var. Bu durumu topyekün yok edelim demiyoruz, ıslah edelim diyoruz. Şeriatın gerçek etkinliği ortaya çıksın, diyoruz. İnsanlar tek Allah'ın önünde el pençe divan dursun diyoruz, alimlerin önünde değil. Alimlerin ağzından çıkan sözleri az buçuk tartabilecek cesaret ve İslami kurallar öğretilsin, diyoruz. Tarikatler/cemaatler, bu dediklerimizi yapmadıkları için niceliksel olarak büyüseler de bu onlar için hayırlı olmuyor. 

Ben şahsen Urfa'da tarikat ve cemaat hegemonyasını hissetmiş biri olarak Allah için uyarıyorum. Bürokratik gücünüz var diye kendinizi hak yolda sanmayın. İlmi ve sahih deliller ile güçlendirelim kendimizi. Sizden farklı düşünen müslümanları ezip geçmeyi marifet bilmeyin. İnandığınız şeyleri yeniden Kur'an ve mütevatir Sünnet ile gözden geçirin. Geçmişi ve geleneği din edinmeyin. "Böyle gelmiş böyle gider" kolaycılığına kaçmayın. Cemaatin size yaptığı iyiliklerden dolayı minnet altında kalıp değişime kapalı hale gelmeyin. Minnetiniz Allah'a olsun, hidayeti veren O. Hesap var, kitap var. Kimileri daha bu dünyada rezil durumlara düşüyor. Müslüman kardeşleriniz olarak hatırlatıyoruz size. İnsanlar bilgi ve donanımı zayıf diye sizin mistik atraksiyonlarınıza kanıyor. Onlar da hesap verecek elbet. Lakin bilgi ve donanıma ulaşanlar size karşı hınç besliyor. Vesselam.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Bir Dost
    3 hafta önce
    Yazınızı okudum çok güzel Tebrikler. Ayrıca ; Bu süreçte yapılan haberler 28 Şubat dönemini anımsatıyor. Her vaka başlı başına bizi o döneme götürüyor. Biz müslümanların Çok dikkatli olmamız gerekiyor. İslamcılık tan ziyade Müslümanlığı gerçekten yaşamamız gerekiyor. Holiganlık söylemi tam oturmuş. Ancak sadece tarikatlarda değil STK larda da aynısı oluyor. Ve tasavvufi sade İslami yaşam tarzına karşı asıl amaçları islama ve müslünanlara saldırmak ve İslami yaşam tarzına karşı olanların yaratıkları holiganlığıda gözardı etmemek lazım. Saygı ve selamlarımla
  • Hekimoglu
    3 hafta önce
    Basiretli bir yazı. Bu konuda bir kitap tavsiye yapayım izninizle nacizane. Tanrının kural tanımaz kulları adlı bir akademik yayın var. A.TL Karamustafa. Okunmasından yarar var..