Reklam
Reklam
Allah Dostu / Allah Dostları
Erkan Furkanoğlu

Erkan Furkanoğlu

Allah Dostu / Allah Dostları

16 Aralık 2021 - 13:31

Dikkat çekici ve iddialı bir giriş yapmak adına büyük haberi veriyoruz!
 Bu yazımızda, Evliyaullah / Veliyullah olmanın şartlarını ,’’Allah Dostu / Allah Dostları’’ tanımına kimlerin ve hangi özellikleri taşıyanların girdiğini şüphesiz ki Rabbimizden, kitabından, rasulunden öğrenerek kılavuzluk etmesi amacıyla istifadelerinize sunmaya çalışacağım.
Her kişi veya kesimin dostları olduğu gibi kendi yaptıkları ve kabul görülmesini istedikleri’’ Allah Dostu / Allah Dostları’’ tanımının içine birbirinden çok farklı hatta zıt kişi veya kişilikler, insan modelleri olabiliyor. Biz bu kısır tartışmaları bir kenara bırakarak işimize, özümüze ve önümüze bakmak adına konuyu kaynağından öğreneceğiz.(inşaAllah)
Şüphesiz ki gerçek Allah dostları, Hz. Allah’ın dostum dedikleridir. Hiç kimse hakikate dayanmayan kendi heva, heves, istekleri doğrultusunda oluşturduğu  ‘’Allah Dostu’’ tanımına inanmamızı, kabul etmemizi boşuna beklemesin. Muhakkak ki Yüce Allah’ın dostlarını bizim öğreneceğimiz yer ise her mümin için asla değişmez, eskimez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan             referanslarımız: Hz. Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim ile Allah’ın elçisi Rasulullah Muhammed (sav)’in  sahih sünnetidir.
  Yüce Allah dostlarını  Yunus suresi 62,63 ve 64. ayetlerinde şöyle tarif eder:
İyi bilin ki; Evliyaullah ’a /Allah’ın dostlarına ,Allah’ın dinine ve  hayat düzenine sahip çıkan ve Allah tarafından sevilen veli kullara asla korku (kuşku, stres ve bunalım) yoktur; onlar mahzun (ve mahrum) da olmayacaklardır! (Çünkü iman tevhidi, tevhit teslimi, teslimiyet tevekkülü ve Rabbine güveni, bu ise dünya ve ahiret saadetini gerektirmekte ve getirmektedir.
Allah dostarı, Allah’ın ayetlerine yürekten iman eden ve bu imanın gereğini yerine getiren, yani dürüst, takvalı ve erdemlice bir hayatı tercih ederek kötülüğün her çeşidinden titizlikle sakınan kimselerdir. 
Allah dostlarının (evliyâullahın), Allah’ın kendilerine böylesine üstün ve mukaddes bir unvan vermesini sağlayan ayırt edici vasıfları: Tevhidi iman ve takvâ bilincine sahip olmalarındandır. Çünkü tevhidi iman, bütün bâtıl, sapkın ve yanlış inançlardan sıyrılarak gerçeğe, hakka ulaşmış olmanın, hakikatin; Takvâ ise her türlü  yanlış ,sapık ve kötü yollardan, başıboş ve hayvanî yaşama tarzından arınarak, kalbi Allah’a teslim etmenin, hayatı O’nun kanunlarına göre düzenlemenin ve böylece  güzel bir ahlâk disiplinine girmenin ifadesidir.
 Allah dostları, iman ile ma’rifetullaha ve takvâ ile de üstün ahlâka ulaşmış olduklarından, 62. âyette de buyurulduğu gibi, her türlü korkudan, kederden, kuşkudan, stresten ve ümitsizlikten kurtulmuşlardır. Çünkü onlar, en üstün kudret olan Allah’ın dostluğunu ve himayesini kazanmışlardır. Hz. Allah’a dost olan ve Hz. Allah’ın da kendisine dost olduğu kimseyi kim ve neyle korkutabilir ki?
İşte bunun içindir ki:
Hem dünya hayatında müjde var onlara, hem de âhirette. Çünkü ilâhî yasada(herkesin hak ettiği karşılığı muhakkak alacağı) böyle yazılmıştır ve Allah’ın sözlerinde asla değişiklik olmaz! İşte budur en büyük kurtuluş, en büyük mutluluk ve başarı(Çünkü iman tevhidi, tevhit teslimi, teslimiyet tevekkülü ve Rabbine güveni, bu ise dünya ve ahiret saadetini gerektirmekte ve getirmektedir.)
Yüce Allah’ın dostu olabilmek için öncelikle hayatımızın anlamı ve amacının birinci sırası Hz. Allah’ın emir   ve yasaklarına titizlikle riayet olmalıdır. Yüce Allah’ın ol dediği yerde olmamız, kal dediği yerde kalmamız, gel dediği yere gelmemiz, git dediği yere gitmemiz, öl dediği yerde ölmemiz, bunları yapmanın samimi gayreti içinde olmamız elzemdir.


Hz. Allah kendisine inanıp güvenenlerin ; Şeytanlar ve şeytanlaşanlar da kendilerine inanıp onların istediği hayat tarzı için mücadele eden takipçilerinin dostudur.
Hz. Allah  inananların koruyucusu, yardımcısı, dostu ve velisidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların velisi de Allah’ın otoritesini ve hükümlerini hiçe sayarak kendilerini ilâhlaştıran insan ve cin şeytanları, yani tağutlardır. Bu azgın şeytanlar, onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte bunlar, cehennem halkıdırlar ve sonsuza dek orada kalacaklardır! 2/257
Hangi çağda ve hangi toplumda olursa olsun, erkek de olsa, kadın da olsa bütün inananlar, birbirlerinin yardımcıları, koruyucuları,dostları ve velisidirler. Münâfıkların tam tersine, onlar iyilikleri emreder, kötülükleri engellemeye çalışırlar; namazlarını kılar, zekâtlarını verirler; Allah’a ve Elçisine her konuda içtenlikle itaat ederler. Allah’ın rahmetiyle kuşatacağı kimseler, işte bunlardır. Hiç kuşkusuz Allah, sonsuz kudret ve hikmet sahibidir. Dolayısıyla, hiçbir iyilik mükâfâtsız bırakılmayacaktır.9/71
Hz.Allah dost olduklarına meleklerini ve razı olduklarını da dost eder, sevdiklerini birbirine de sevdirir.
 "Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.41,30-32
Hz. Allah’ın dostluğu, bilinçli bir tercihle tevhidi imanın ve takva bilinciyle hareket etmenin sonucunda ehliyet ve liyakatin esas olduğu bir sonuçtur. Hz. Allah’ın dostu olabilmek için öncelikle Yüce Allah’ı dost / veli edinmek şarttır.
Hz. Allah’ın dostu olabilmenin yolu öncelikle her hak sahibine hakkını hassasiyetle teslim etmekten geçiyor. Başta Hz.Allah’ın yaratan ,  yaşatan, rızıklandıran, her şeyin sahibi ve hakimi  olduğunu bir an bile unutmadan tevhidi bir iman, takvalı bir kulluk, hasenat  ve salihatlarla şahit kılınmış,tezyin edilmiş  bir hayatı alemlerin rabbine armağan ederek;  Uluhiyette, ubudiyette ve rububiyette tevhidi   Hz. Allah’a has kılarak,  haklarına riayetle dostluğu kazanılır. 
 Hz.Allah’ın emanetleri olan kulların hakkına, hayvanların hakkına,bitkilerin doğanın, güneşin,gecenin,havanın ,suyun,toprağın,yağmurun vb mahlukatın  haklarına riayetten geçiyor Yüce Allah’ın dostluğu 
(Ey müminler !) Sizin veliniz, dostunuz, koruyucunuz, emrinde olduğunuz otorite yalnız Allah'tır, Rasulüdür, iman edenlerdir. Onlar namazı erkanına, şartlarına, vaktine, namazın gerektirdiği hayat tarzına  riayet ederek kılanlar, hakka ,hukuka ve tevhide tabi olanlar, özlerini, vicdanlarını, servetlerini,  toplumu arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenlerdir.5/55
Yüce Allah’ı dost edinen ve gereklerini yerine getirerek Allah’ın velisi/dostu olan müminler, Yüce Allah’ın en çok razı olduğu amelleri en çok ve kulluğun her halini en kaliteli yapanlardır. Bunu yapanlar için Rableri katında (dert, tasa ve üzüntünün olmadığı, esenlik ve huzur içinde olacakları, tüm kusurlardan arındırılmış) Daru’s Selam/Selamet Yurdu vardır. Yaptıkları (salih) amellerden dolayı da onların velisi /dostu Allah’tır. 6/127 
Hadîs-i Şerîflerde Rasulullah Muhammed (sav), Allah’ın velî kulları /dostlarının  kimler oldukları hakkında şöyle buyurmuşlardır:
Bir kul, Allah için sevip Allah için buğz etmedikçe imanın hakikatine ulaşamaz. Allah’ın Teala rızası için sevip, Onun rızası için kızdığında Allah’ın dostluğunu hak etmiş olur.
Kim Allah için sever, Allah için kızar, Allah için verir ve Allah için menederse, imanı kamâle ermiş olur. (Ebu Davud, Sünnet, 15)
Amellerin en faziletlisi, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir. (Ebu Davud, Sünnet, 3.)
Yüce Allah’ın dost olduklarına dost; düşman olduklarına düşman olmamız lazım. Sevgimizin de kızgınlığımızın da  Allah için olması lazım.
İbn Abbas’ın rivayetine göre bir adam Rasulullah Muhammed (sav)’e:
-Ey Allah’ın elçisi, Allah’ın dostları kimlerdir? Diye sormuştu. Rasulullah (sav), şöyle buyurdu:
-Onlar, görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan kişilerdir. 
-Sizin hayırlılarınız, görülmesi size Allah’ı hatırlatan, konuşması ilminize bereket katan ve ameli ahirete rağbetinizi artıran kimselerdir.
Hz. Allah’ın dostlar / veli kulları, Allah’ın haramlarından sakınarak Allah’ın farzları ile Allah’a yaklaşırlar. Yüce Allah’ın dostluğunu kazanabilmek için kısa bir formüllendirme yapmak gerekirse  haramları, kötülükleri yapmamak ve başkalarının yapmasına da engel olmak; Emirleri, iyilikleri yapmak ve başkalarına da yardımcı teşvik edici olmak Rabbimizin dostluğunu , rızasını ve ödüllendirme merkezi olan cenneti kazandıracaktır.
  Hz .Allah’ın sevgisi rızasına  ,rızası dostluğuna, dostluğu ebedi saadete vesiledir: Kullarım üzerine farz olarak emrettiğim hususlardan daha güzel her hangi bir şey ile bana yaklaşamamıştır. Kullarım nafile olan ibadetlerine devam ettikçe sürekli bana yakınlaşmaya başlar, ta ki bende ondan hoşnut olurum. Eğer  ondan hoşnut olursam bundan sonra artık bu kulumun (hususi lütufta bulunacağım rahmetimle) duyan kulağı, bakan gözleri, tutan (hisseden, elleyen, dokunan ) elleri, hareket eden ayağı olurum.
Hepimizi Hz. Allah’ a dost yapacak ve normal insanlardan öne geçirecek olan şey: Güzel ahlak sahibi olmak, takva ve sabırla mücade yürütmek, sebat göstermek, niyetlerini daima iyi tutmak ve güzele yormak, tüm insanlar için  hayrı,iyiliği,esenliği ,barışı, refahı, huzuru, saadeti, rahmeti ,bereketi istemek ve bunlar için samimi gayret ortaya koymaktır. İmtihan olan dünya hayatında bunları tesis etmek için Allah dostları, Allah için adil şahitler olurlar. 
Allah dostları, güzel ahlakla, adaletle ve itidal ile  davranırlar. 
Allah dostları, alırken de verirken de doğru  ölçülerle tartar ,kimseye haksızlık yapmadan  dosdoğru iş yaparlar.
 Allah dostları, her hâllerinde Allah’a itaat halindedirler. 
Allah dostları, muhtacın, mazlumun mağdurun yanında olur, 
ihtiyaçlarını  karşılar, her hak sahibine haklarını verirler.
Allah dostlarının yaşamları Allah inancının yaşaması ve yaşatılması içindir, dostlukları gibi kin ve düşmanlıkları da başka bir şey için değil sadece  Allah için olur.
  Allah dostları, Allah için severler, Allah için harcarlar, Allah için yaşarlar. Allah için ölürler.
Selam,dua ve muhabbetlerimle…
A.ERKAN FURKAN
15.12.2021
Şehzadeler, Manisa 21.00

YORUMLAR

  • 1 Yorum