Reklam
Reklam
Enes Kara Mektubu'nun Mesajları
Erkan Furkanoğlu

Erkan Furkanoğlu

Enes Kara Mektubu'nun Mesajları

13 Ocak 2022 - 17:28

Enes Kara kardeşimize Hz. Allah’tan mağfiret, ailesine sabırı cemil ve metanet dilerim...
Hepimize sorumluluklarımızı yeniden hatırlamamız gerektiği hakikatini bırakarak gitti.
Muhakkak ki bu olay özelinde ve hemen hemen her işte birey, aile, toplum,  birinci dereceden ilgili görevliler, uzmanlar, ilim adamları, kanaat önderleri, politikacılar ve devletin ilgili yetkilileri ve sorumlularına düşen birçok yükümlülük var.
Enes Kara kaybımız üzerinden kendisi dâhil birçoğumuzun hatası, ihmali, sorumluluğu varken din ve dini değerleri hedef almak kimseyi hümanist, ahlaklı yapmaz; bilakis art niyetli olduğunu din ve değerlerin düşmanı olduğunu, ders alınması gereken bir olayı sömürdüğünü gösterir. 
‘’Ya nerden başlasam bilemiyorum şöyle diyim’’  olayın çok komplike olduğunu, birçok sorunun üst üste geldiğini ve nereden başlanacağını bile ifade etmekte zorlandığını gösteriyor.
Her gün, düzenli ve yoğun çalışması gereken tıp fakültesinde okuyor ve notlarım berbat derken de yaşadığı zorluğu, karamsarlığı ifade ediyor. Elimden geldiğince çalışıyorum ama olmuyor derken de çaresizliğini ve işin içinden kendi başına çıkamayacağını ifade ediyor.
Sınıfı geçemeyeceğim bu gidişle derken beklentiyi karşılayamadığını, psikolojik ve sosyal baskı hissettiği, sorumluluğunu yerine getiremediğinin verdiği bir acıyı, isyanı dile getiriyor.

Hadi daha kolay bir üniye geçtim derken üniversitesinin zorluğundan, mezun olunca tus var derken yoğun ve sürekli çalışma temposunun devam etmesi gerektiğinden şikâyetçi. Köpek gibi çalışman gerekiyor derken insanüstü bir gayret sarf etmesi gerektiğini, bunu hali hazırda zaten sınıfı geçmekte bile zorlanırken, geçemeyeceğini düşünürken karamsarlığı artıyor ve haklı olarak insanı rahatlatan hobileri, dinlenmesi, eğlenmesinden taviz vermek zorunda kalacağını anlatmak istiyor.
(hadi ona da çalıştım sonra asistan oluyorsun ve mobbinge maruz kalıyorsun, uzun sürelerde sıkça nöbet tutuyorsun, psikolojik-fiziksel şiddete maruz kalabiliyorsun daha da uzar kısacası insancıl şartlarda çalışamıyorsun, gençliğini çürütmenin, emeklerinin karşılığını alamıyorsun ve sorunlar uzman olunca da bitmiyor bitse bile hayatımın önümdeki 10 yılına tekabül ediyor bu süre, aldığın maaş da 8k falan hadi 10 olsun yoksulluk sınırını bile geçemiyor. 

Öğrenciliğin, dersleri, bölümün zorluğu ve yaşadığı iç bunalımlar yetmiyormuş gibi bunlara gelecek kaygısını, çalışma ortamı ve temposunun zorluğu ve maruz kalabileceği kötü muameleyi de ekliyor.
Bütün bu zorluklara karşılığına gelecek kaygısı, refah içinde yaşama kaygısı alacağı ücretin yoksulluk sınırını geçmeyeceğini düşünüyor ve içindeki huzursuzluk, endişe, depresyon durumunu daha da körükleniyor.

"Tıp okuyan konuştuğum herkesin hedefi yurt dışına gitmek zaten internette azcık araştırırsan az buçuk anlarsın doktorların durumunu. " derken beyin göçünden rahatsızlığını aynı zamanda en sevilen, güvenilen ve en iyi ücret alan meslek grubundan olduğu halde doktorların durumundan hoşnutsuzluğunu ifade ediyor.

Bunlara ek olarak dersleri anlamıyorum ilgim alakam falan da yok tıpa karşı. Başka bölüme geçsem başta işsizlik ve düşük maaş olmak üzere bir sürü başka sorun, devlette çalışmak istesen torpilin yoksa mülakatta eliyorlar falan falan.
 Yapılan işte sevgi ve ilginin önemini vurgularken dersleri dinlemediği, anlamadığı ve haliyle başarısızlığın sebebini açıklamış oluyor.
İşsizlik sorunu, düşük maaş çilesi , torpil haksızlığı, sınavda yüksek not alsa bile mülakatta elenenlerin uğradığı zulme isyan ediyor ancak, bu onun kişisel dertlerine toplumsal dertleri de ekliyor ve taşıması gereken yük daha da ağırlaşıyor.

YORUMLAR

  • 2 Yorum