Reklam
Reklam
Şanlıurfa'da intihar ve bunalımlar 
Mustafa Pakır

Mustafa Pakır

Şanlıurfa'da intihar ve bunalımlar 

19 Aralık 2021 - 12:27

Tüm tarih boyunca bütün toplumlarda intihar olgusu bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak intihar olgusuna karşı, toplumun yaklaşımı ve bakışı birbirinden farklılık göstermektedir. Tüm toplumlarda insanların değişik nedenlerden ötürü yaşamlarına son verdikleri görülmektedir. İçinde yaşadığımız bilişim çağında; sosyo-ekonomik, kültürel değişiklikler, insanı hayrete düşüren teknolojik icatlar ve teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, topumda uyum problemleri oluşturmakta, yoğun strese sebep olmakta, kişiyi depresyona götürebilmektedir. Bu durumda çıkış bulamayan, kendini çaresiz ve umutsuz hisseden, toplumdan soyutlandığını hisseden birey, intiharı bir çözüm olarak görebilmektedir.
İnsanlar, yaşadıkları sorunlar karşısında çaresiz kaldığında, çıkış yolu bulamadığında ya da sorunlardan kaçmak istediğinde en son yol olarak intihara yönelmekte kendi hayatına son vererek hem kendini hem çevresindekileri hem de toplumu cezalandırmaktadır. İnsanın kendi yaşamını bilerek ve isteyerek sonlandırması, yaşama hakkından kendi isteğiyle vazgeçmesi ölümün en kötü biçimlerinden biridir. Bu nedenle intihar, dünya genelinde toplumların karşılaştığı önemli sosyolojik bir sorun olarak görülmektedir.
İnsanın kendi iradesiyle hayatına son vermesi milattan önceki toplumlarda olduğu gibi mevcut yaşadığımız toplumların da bir gerçeğidir. İnsanoğlunun siyasal, dini, mezhepsel olarak farklı olması, ya da farklı sosyo kültürel toplumsal yapıya sahip olmasına rağmen kendi hayatına son vermesi, üzerinde kafa yorulacak bir konu olmuştur. İntihara girişmek ve intihar etmek kişinin kendisini cezalandırması mı yoksa içinde yaşadığı toplumu ve çevreyi hatta ailesini cezalandırma eylemi midir? Bu sorunun cevabı sosyoloji, psikoloji, sosyal antropoloji bilimleri tarafından araştırılabilir.
Şanlıurfa’da son zamanlarda meydana gelen intiharların, Şanlıurfa’nın toplumsal, ekonomik, kültürel yapısıyla yakından ilgili olduğu söylenebilir. Artık neredeyse Şanlıurfa’da yerel basında hergün yeni bir intihar girişimi ve intihar vakasıyla karşılaşmak sıradan bir hal almış durumdadır. 
Bu konu ile ilgili olarak maalesef bölgedeki intiharlar ile ilgili detaylı herhangi bir akademik çalışmanın yapılmaması, bizi bu konuda araştırma yapmaya yöneltti. Bölgenin toplumsal yapısı, intihar gibi toplum tarafından dışlanan bir konunun araştırılmasını güçleştirmiştir. Bununla beraber özelde Şanlıurfa’da aslında genel olarak baktığımızda tüm Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hatta Türkiye genelinde intihar girişimlerinin ve intiharların toplumsal örf ve ananelerden dolayı, ayıplanacak, utanılacak bir durum teşkil ediyor olması, intiharla ilgili sağlam verilere ulaşmayı oldukça zorlaştırmıştır.
Belirttiğimiz üzere Şanlıurfa’da son günlerde intihar vakalarının neredeyse katlanarak artmış olması bu konunun Meclis araştırması açılmasına kadar dayanmış olması, birşeylerin yaşadığımız kentte yanlış gittiğini ve bunun sebebinin mutlaka ortaya çıkarılarak sorunun çözüme kavuşturulmasını elzem hale getirmiştir.
Acaba artık çok kalabalık bir kent haline gelmiş fakat ekonomik ve sosyal açıdan aynı hızda büyüyememiş olan Şanlıurfa’da uyuşturucu kullanımının bazı semtlerde 11 yaşına kadar düşmüş olması, yaşanan Suriyeli göçmen akımında çok büyük sayılarda, neredeyse kentin sosyal düzenini değiştirecek sayıda mültecinin Şanlıurfa’da yaşamaya başlaması, yaşanan bu plansız sosyal büyümenin sosyal dayanışma hızını düşürmesi, tüm dünyayı saran pandemi dolayısıyla yaşanan ekonomik sıkıntıların intihar vakalarının artmasında ne kadar etkisi var bu soruları sorarak konuyu araştırmaya başladık.
Çalışmamızda konu hakkında öncelikle intihar olgusunu incelemeyi, insanların intiharı neden bir yöntem olarak benimsediklerini anlamaya çalıştık. Yerel ve ulusal basında yer alan bazı haberleri okuyucularımızın zihninde daha etkili yer alabilmesi açısından basında yer aldığı şekliyle vermeyi uygun gördük. Şanlıurfa’da yaşanan ve büyük bir hızla artan intihar vakalarında görüş belirten bazı sosyologların görüşlerini de burada belirtmeyi ve bu konuda araştırma yapan, yararlandığımız kaynakların sahibi olan saygıdeğer düşünce ve araştırmacılarımızı raporumuzun sonunda belirtmeyi uygun bulurken Sonuç ve Öneriler kısmında buna sebep olan etkenleri ve çözüm önerilerimizi belirttik.
Dileğimiz dünyanın en kadim kentlerinden birisi olan, İslam medeniyetinin en önemli kentlerinden birisi olarak kabul edilen Peygamberler şehri Şanlıurfa’mızda intiharların, uyuşturucu kullanımının ve sosyal adaletsizliğin sebep olduğu pek çok kötü tutumun bir an önce sona ermesi dileğiyle…

Not: bu yazı Mustafa Pakır'ın Urfa düşünce platformu için hazırladığı "Şanlıurfa da intihar olayları" raporundan alınmıştır.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • İlahe Emrah
    2 yıl önce
    Bu tür olaylarda aslında devlete düşen görevler olduğunu, sosyal devlet ilkesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu hatırlatmak isteriz. Yoksulluk ve ekonomik zorluk yaşayan kesimleri yardımlara bağımlı hale getirmeyecek, üretim ve paylaşımı merkeze alan projeler hayata geçirilmelidir. Sosyal ve ekonomik adaletsizlik konusunda etkili çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır. Eğitim ve sağlık hizmetlerine kolay ulaşım, sağlıklı ve doğal yaşamın tahrip olmadığı bir çevre, çatışma yerine uzlaşma ve diyaloğun hâkim kılındığı demokratik bir ülke, her türlü sorunda olduğu gibi intiharı önlemede de olmazsa olmazdır. İntiharı önleme, sadece bireysel düzeyde kişilere müdahale etmekle olanaklı değildir. Kişiyi içinde bulunduğu çevreyle ele almak ve toplumun refah düzeyini yükseltmek psikolojik sağlıklılık açısından son derece önemlidir. Devletin vakit kaybetmeden sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarıyla iş birliği içinde, genelde ise psikolojik sağlıklılığı koruma gibi faliyetleri olmalı.
  • A.Erkan FURKAN
    2 yıl önce
    Hz.Allah yar ve yardımcınız olsun,maddi manevi sıkıntılardan azade eylesin