İnsanın Kendisiyle İmtihanı
Sorumluluk denildiğinde çoğu zaman akla başkalarına karşı yerine getirilmesi gereken görevler gelir. Oysa asıl mesele insanın kendisine karşı taşıdığı sorumluluktur. Çünkü kişi, başkasına hesap vermese bile kendinden kaçamaz. Vicdan dediğimiz o iç ses, en nihayetinde en büyük denetleyicidir.
Bugün yaşadığımız birçok sorunun temelinde sorumluluğun dışsallaştırılması yatıyor. Herkes bir başkasını işaret ediyor; sistem, toplum, şartlar… Elbette bunların etkisi yadsınamaz. Ancak insanın kendi içindeki ölçüyü kaybetmesi, tüm bu dış etkenlerden daha belirleyici bir hale geliyor. Bugün toplumda yaşanan yozlaşmanın temelinde bu vardır. İç denetim mekanizmasının devre dışı kalmasıdır. Çünkü sorumluluk, önce insanın kendi hayatıyla kurduğu ilişkide başlar.
Burada kritik soru şudur: “Bu davranış, benim değerlerimle çelişiyor mu?” Eğer kişi bu soruyu sormayı bırakmışsa, artık sorumluluk duygusu zayıflamaya başlamış demektir. Zira sorumluluk, sadece doğruyu yapmak değil; yanlışın kendisine yaklaşmasına bile izin vermemektir. Bu da bir tür iç tutarlılık meselesidir.
Hayatın gerçekliğiyle sahici bir bağ kurabilen insan, sorumluluğu bir yük olarak görmez. Aksine onu bir duruş olarak benimser. Böyle bir insan için mesele yalnızca doğruyu savunmak değildir. Aynı zamanda yanlışın meşrulaştırılmasına hizmet eden dilin, düşüncenin ve mekanizmaların karşısında durabilmektir. Hatta çoğu zaman bu mekanizmaların dışında kalmayı tercih etmektir.
Ne var ki günümüzde asıl tehlike, yanlışın açıkça yapılması değil usul usul normalleştirilmesidir. İnsanlar, doğrudan hatalı bir davranışı savunmasalar bile onu görmezden gelerek ya da gerekçelendirerek bu sürece ortak olabiliyor. İşte sorumluluk duygusu tam da burada devreye girer. Sorumlu insan yalnızca eylemlerinden değil, sessizliğinden de kendini sorumlu hisseder.
Bu noktada sorumluluk, pasif bir erdem değil aktif bir bilinçtir. Bireyi sadece yanlış yapmaktan alıkoymaz, aynı zamanda yanlışın sıradanlaşmasına karşı bir direnç üretir. Bu direnç, bazen bir sözle bazen bir mesafeyle bazen de bir itirazla kendini gösterir.
Sorumluluk, insanın kendine verdiği bir sözdür. Bu söz, dış denetimlerden bağımsız olarak, insanın kendi iç dünyasında kurduğu bir ahlaki düzeni ifade eder. İnsan, kendine sadık kaldığı sürece gerçekten sorumlu olabilir. Kendisiyle bağını koparmış insanın sorumluluk duygusu buharlaşır. Siz, siz olun dünyanın güzelleşmesi adına kendinizle olan bağı koparmayın...
Yorumlar
Kalan Karakter: