Suçlu kim?
Yayınlanma :
06.03.2026 09:52
Güncelleme
: 06.03.2026 09:52
Son zamanlarda ülkede yaşanan acı olaylara bakınca insan kendine şu soruları sormadan edemiyor.
Neler oluyor. Niçin buralara gelindi. Bu kadar mı yozlaştık. Bu sesli çığlığa niçin sessiz kalındı, Varsa suçlu kim veya kimler? Bunlara da hesap sorulabilecek mi?...
Öğrencisi tarafından hayatına son verilen genç bir öğretmen...
Bir çocuğunun maruz kaldığı istismar karşında çığlık çığlığa yardım isteyen bir annenin feryadına kulak verilmemesi...
Bu olaylar yalnızca birer adli vaka mıdır?
Bir toplumda insanlar acılarını dile getirirken bile tedirgin oluyorsa, bir annenin çığlığı duyulmuyorsa, bir öğretmenin hayatı korunamiyorsa, o zaman mesele sadece bireysel suçlardan ibaret değildir. Bu durum, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken daha büyük bir sorunu gösterir.
Elbette her olayın Hakuki bir süreci vardır. Suçlu ya da suçlular mahkemelerde belirlenir. Ancak toplumsal vicdanın sorusu çoğu zaman hukuki sorudan farklıdır, toplumu sorduğu soru şudur?
Bu noktaya nasıl gelindi? Bir çocuğun annesi ile birlikte korunamadığı, bir öğretmenin güven içinde çalışamadığı bir yerde hepimizin kendimize dönüp bakması gerekir. Kurumların, toplum ve bireylerin sorumluluğunu yeniden düşünmesi gerekir. Çünkü mesele sadece bir kişinin suçu değildir. Mesele, bazen görmezden kendinden bir çılgın zamanında yetkililer tarafından duyulmaması ve çığlığına kulak tıkanmasıdır.
Bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. "İstanbul sözleşmesi" olarak bilinen ve toplumdaki dezavantajlı bireyleri önceleyen yasal düzenlemelere karşı yürüten kampanyalarla ilgili. Bu kampanyaları yürüten, "toplum adına söz söyleyen" güzelim dernekler bugün nerede? Eğer İstanbul sözleşmesinin gerçekten yanlış olduğunu düşünüyorsanız, bunun yerine nasıl bir çözüm önerdiniz/öneriyorsunuz? Sadece de karşı çıkmak yeterli mi? Toplumsal sorunlara itirazı olan herkesin aynı zamanda somut bir alternatif sunma sorumluluğu da olduğunu düşünüyorum. Kadınların, çocukların ve şiddette maruz kalan tüm dezavantajlı bireylerin korunması meselesi ideolojik çatışmanın ötesinde bir vicdan meselesidir. Bu yüzden vicdan sahibi insanların bu konuda sesiniz kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Eğer bir düzenleme eleştiriliyorsa onun yerine daha adil ve daha etkili bir önerinin de olması gerekmez miydi?
Belki de asıl soruyu yeniden sormanın zamanı:
Sahi, asıl suçlu kim?
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: