Türkiye’de siyaset yalnızca seçim meydanlarında değil, partilerin kendi iç dinamiklerinde de şekillenir. Parti içi ittifaklar, farklı düşünceler, karşılıklı suçlamalar ya da belli görevlere ilişkin verilen sözler; bunların tamamı siyasi hayatın doğal akışı içerisinde değerlendirilmelidir. Çünkü bir siyasi partinin gerçek meşruiyeti, üyelerinin ve yetkili organlarının özgür iradesiyle ortaya koyduğu tercihlerden doğar. Demokrasi dediğimiz olgu da tam olarak bu özgür iradenin tecelli etmesidir.
Bir partinin kendi iç meselelerini diyalogla, müzakereyle ve demokratik yöntemlerle çözmesi esastır. Siyasi pazarlıklar, adaylık süreçleri, ittifak arayışları veya görev dağılımları; parti tabanının ve yetkili organlarının ortak iradesiyle somutluk kazanır. Bu nedenle parti içindeki her görüş ayrılığını yargı yoluyla çözmeye çalışmak, siyasetin doğal alanını daraltmak anlamına gelir. Daha da önemlisi, bu yaklaşım özgür iradenin siyasal zeminde ortaya çıkışına müdahale niteliği taşır.
Demokratik sistemlerde yargının temel görevi, siyasetin yerine geçmek değil; hukukun sınırları içinde demokratik iradeyi korumaktır. Sandık, halkın iradesinin en güçlü biçimde ortaya çıktığı yerdir. Sandığa yansıyan tercih sonrasında ise gerek güvenlik güçlerinin gerekse yargı erkinin temel sorumluluğu, ortaya çıkan demokratik iradeye sahip çıkmaktır. Çünkü devlet mekanizmasının asli görevi, iradenin yok sayılmasının önüne geçmek olmalıdır.
Son dönemde tartışılan “mutlak butlan” benzeri kararların ise siyasetin doğal işleyişi üzerinde bir gölge oluşturduğu açıktır. Hukuki müdahalelerin demokratik süreçlerin yerine geçmeye başlaması, yalnızca partileri değil, doğrudan demokrasinin kendisini tartışmalı hâle getirir. Burada önemli olan şikâyetin kimden geldiği değil, ortaya çıkan sonucun demokratik iradeyi nasıl etkilediğidir. Eğer bir karar özgür iradenin tecellisini zedeliyorsa, orada yalnızca hukuki değil; aynı zamanda siyasi ve vicdani bir sorun da vardır.
Demokrasi, kusursuz insanların değil; farklı fikirlerin özgürce yarışabildiği bir zeminin adıdır. Bu zemini korumanın yolu ise siyaseti mahkeme salonlarına hapsetmekten değil, iradeye saygı duymaktan geçer.
Yorumlar
Kalan Karakter: