Bu soru ilk bakışta sert gelebilir. Ancak trafikte sinyal vermeden önünüze kıranları, iki metre ötedeki çöp kutusuna gitmeye üşenip çöplerini sokağa atanları, çıkarı için rahatlıkla yalan söyleyenleri, adaleti sadece kendileri için isteyenleri gördüğünüzde bu soruyu sormamak elde değil.
Bilim bize hepimizin Homo Sapiens olduğunu söylüyor. Düşünen insan...
Fakat düşünmek ile akıl kullanmak arasında büyük bir fark vardır. Daha da önemlisi, akıl ile vicdan arasında çok daha büyük bir fark vardır.
Bir toplumun gelişmişliği yalnızca yaptığı binalarla, kullandığı teknolojiyle veya kişi başına düşen gelirle ölçülmez. Asıl ölçü, insanların birbirine gösterdiği saygıdır. Trafikteki davranışıdır. Kamusal alanı kullanma biçimidir. Güçlü karşısındaki duruşu, zayıfa karşı tavrıdır.
Sinyal vermek aslında teknik bir mesele değildir. Karşındaki insana "Birazdan buraya döneceğim, hazırlıklı ol" demektir. Yani saygıdır. Çöpü yere atmamak çevrecilikten önce terbiyedir. Yalan söylememek ahlaktır. Hakkaniyetli olmak vicdandır.
Bugün toplumun en büyük sorunlarından biri cehaletin bilgi eksikliği olarak görülmesidir. Oysa asıl sorun karakter eksikliğidir. Çünkü okuma yazma bilmeyen ama son derece dürüst, vicdanlı ve ahlaklı insanlar vardır. Buna karşılık yüksek diplomalara sahip olup en basit toplumsal kuralları hiçe sayan insanlar da vardır.
İnsan türünü diğer canlılardan ayıran şey sadece zekâ değildir. Empati kurabilmesi, ortak yaşam kurallarını benimsemesi ve başkalarının haklarına saygı göstermesidir.
Bu yüzden bazen düşünüyorum; belki de insanlığın asıl ayrımı biyolojik değil, ahlakidir.
Bir tarafta birlikte yaşamanın sorumluluğunu hissedenler...
Diğer tarafta ise sadece kendisini merkeze koyanlar.
Ve galiba çağımızın en büyük meselesi de budur.
Yorumlar
Kalan Karakter: