Sevmeyi öğrendim… Ama herkesin benim gibi sevmediğini de. Kimi sevgiyi sözle taşır, kimi davranışla, kimi susarak… Ve ben, herkesi kendim gibi sanmanın kalbi çok yoran bir yanı olduğunu fark ettim. Sevmek kadar, sevgiyi doğru okumayı da öğrendim.
Kırılmayı öğrendim. Ama kırılmanın zayıflık olmadığını… Aksine insanın içindeki en saf yeri ortaya çıkardığını. Her kırılışımda içimde yeni bir ben doğdu. Biraz daha güçlü, biraz daha derin, biraz daha hakk'ikate yakın…
Yalnızlığı öğrendim. Ama yalnızlığın eksiklik değil, arınma ve özgürlük olduğunu… İnsanlardan uzaklaştığımda kendime yaklaştım. Kalabalıkların sustuğu yerde, içimde konuşan O sesi duydum.
İnancı öğrendim… Ama korkuyla değil, sevgiyle. Yaratıcıya yaklaşmanın yolu ürkerek değil, sevgi ve güvenle bağ kurarakmış. O’nu aramak değilmiş mesele… Zaten O’nunla ve "bir" olduğumu hatırlamakmış.
Sınırlarımı ve sınır koymayı öğrendim. Herkese ulaşmanın değil, doğru yerde durmanın değerini… Her “evet”in bir “hayır”ı öldürdüğünü… Ve bazen en büyük şefkatin ve iyiliğin, mesafe ve sınırlar olduğunu…
Anne olmayı öğrendim… Ama sadece çocuk büyütmek ve sevmek değilmiş annelik. Ruh taşımakmış, emanet almakmış. Bir cana rehber olurken kendi karanlıklarınla, kaçtıklarınla ve tüm gölgelerinle yüzleşmekmiş.
Ve en önemlisi…
Kendim olmayı öğrendim...
Ne tamamen melek… Ne tamamen insan… İkisi arasında bir köprü…
Şefkatimle sararken, gücümle koruyan… Sezgileriyle hisseden, aklıyla dengeleyen… Yanan, küllerinden doğan ve tekrar kanatlanan…
İçimde bir melek var… Saf, ince, hassas, merhametli, yardımsever…
İçimde bir ejder var… Güçlü, kararlı, azimli, sarsılmaz, bazen hırçın…
Ve ben artık biliyorum:
Bu ikisi savaşmak için değil, tamamlamak ve içimdeki O gücü açığa çıkarmak için var.
Ben bu hayy'attan…
Acının öğretmen olduğunu,
Sevginin dönüştürdüğünü,
Sabırla açılan kapıların kalıcı olduğunu,
Ve en karanlık ânın bile bir doğuma gebe olduğunu öğrendim.
Her vazgeçiş ve kapanışın yeni bir başlangıç olduğunu...
Her genişlemenin sıfırlama ve yaşama devam demeye geldiğini...
Yaratıcımın beni her ân, her şeyimle sevip, sarıp sarmalayıp, koruduğunu yakînen idrak ettim.
Ve bu Hayy'atın her şeye rağmen yaşamaya değer olduğunu anladım...
Artık biliyorum ki…
Hayy'at, başıma gelenler değil…
Benim onlardan neye dönüştüğümdür.
Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...
Peri'han Taşdemir...
...
..
.
Yorumlar
Kalan Karakter: