Hakk'ikat, herkes için aynı şekilde açılmaz. O, bir sofraya davet gibi gelir.
Ama sofraya davet edilen, sadece Hû'zurda hazır olan samimi ve saf kalptir. Yargıdan, haset ve korkudan uzak...
Ahzab 53 bize bunu hatırlatır:
Muhammedî bilinç alanı, insanın hakk'ikati görebileceği, ilahî telkinin ulaştığı bir ruhî ve bilinçsel mekândır.
O mekâna girmek için acele etmemek gerekir. İzin verilmeyen adımlar sadece kapıyı çarpar ve açılmasını zorlaştırır... Ama sabredip daveti bekleyen kişi, hakk'ikati yavaş yavaş içselleştirir ve sonunda ona LEDÛN İLİMİ bahşedilir.
1. Hakikat Sofrası
Sofra sadece yemek değildir.
Sofra, bilgiyi, ledûn iliminden gelen hakk'ikati kalbe indiren bir ritüeldir.
Ancak davete icabet eden kişi:
Nimeti alır,
Lezzetine varır,
Kalbine emanet eder,
Gereksiz sözlerle, duygularla ve niyetlerle kirletmez...
Hakk'ikati anlamak için sessizlik ve saygı gerekir. Hakk'ikat, sabırsız kalpte kaybolur gider. Ama arınmış kalpte kök salar, derinleşir ve büyür.
2. Kalbin ve Bilincin Temizliği
“Perde arkasından isteyin... ” der Kur’an.
Çünkü görünen her şey sadece sûrettir. Hakk'ikati anlamak isteyen, sûretin ardındaki gerçeğe, sîrete bakmayı bilmelidir.
Muhammedî bilinç alanına yaklaşırken:
Kalbin temizliği korunur,
Nefsî arzular kontrol altında tutulur,
Hakk'ikati algılama ve değişim yetisi güçlenir.
Ve insan anlar ki, hakk'ikat yolunda asıl engel dışarıdaki görüntüler değil, kendi kirli ve karışık kalbidir. Zira kişi nasılsa bulacağı da odur.
3. Ledûn İlimi ve Hakk'ikatin Derinliği
Ledûn ilmi, hakk'ikatin doğrudan kalbe telkini ve dahi inzalidir.
Bu, sadece bilgi değildir.
Bu, insanın ruhuna canlı bir dokunuş gibidir. Ve her dokunuş, kalbinin derinliklerinde yeni bir ışık yakar.
Ama ışık, aceleyle açılan kapıya değil
sabır, tevekkül ve teslimiyetle açılan kapıya parlar. Emin ol ve bekle...
İşte Ahzab 53’ün sırrı budur:
Muhammedî bilinç alanı: kapı,
Kalp: o kapının bekçisi,
Ledûn ilmi: kapıdan içeri giren ışık,
Hakk'ikat: kalpte filizlenen nurdur.
Hakk'ikat yolculuğu bir yol değil, bir hazır oluş hâlidir. Hû'zur'da hazır olan Hızır hâli... Bu vesileyle ilm-i ledûna HIZIR İLİMİ de denir..
İnsanın kalbi arındıkça, ledûn iliminden gelen hakk'ikat ışığıyla doldukça, Muhammedî bilinç alanı bir ev gibi, hatta daha çok yuva gibi açılır.
Ve kişi anlar ki:
Hakk'ikat, görünürde değil, kalpte ve bilinçte saklıdır...
Hakk'ikatin davetine icabet etmek, saygı ve sabır ister...
Ve bu yolculukta sabır gösteren kişi, hakk'ikati kalbinde öğütür, sindirir, içselleştirir ve yaşar...
Hakk'ikatin sofraları, aceleyle değil, hazır oluşla doldurulur. Ve kalp temiz olduğunda, ışık içeri girdiğinde, insan artık hakk'ikatin içinde kaybolmaz, bilâkis varlığın en derin yerlerinde bulur kendini. Huzur da ancak bu şekilde Hû'zur'da olanın nasibidir... Ve bu ilim hâli öyle istediğin zaman, dışarıdan talep edilerek edinilecek veya öğrenilecek bir hâl değildir... Hatırla ve Hû'zur'da OL...
Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...
Peri'han Taşdemir...
...
..
.
Yorumlar
Kalan Karakter: