Korkmadı çoğu zaman yaşamamaktan…; ölümden korktuğu kadar!...
Sanki ölüm bir sonmuş gibi…
Sanki hayy'at, sonsuza dek burada kalınacak bir konakmış, yurtmuş gibi…
Oysa bu hayy'at;
Âlemlerin Rabbi’nin kuluna uzattığı bir emanet,
bir fırsat,
bir deneme,
bir hediyeydi…
Ve insan…
Hediyesini; yaşamayı erteledi.
Şükretmeyi erteledi.
Sevmeyi erteledi.
Affetmeyi erteledi.
Kendini bulmayı erteledi.
Rabbiyle hemhâl olmayı erteledi...
Ama korkuyu ve kaygıyı ertelemedi…
Çünkü insan, çoğu zaman ölümden değil; yarım kalmaktan korktu.
Geç kalmaktan ve kaybetmekten korktu. Hiç yaşamamış olmaktan ve terk edilmekten ve her şeyi sıfırlamaktan korktu…
“Her nefis ölümü tadacaktır…” buyurdu Rabbimiz oysa ki...
Ölüm bir yok oluş değil, bir geçişti.
Bir kapıydı; bir âlemden diğer âleme açılan sır kapısı…
Ve asıl soru şuydu belki de:
Ölmeden önce gerçekten yaşadın mı sen?
Nefes aldın diye yaşamak sanıldı…
Oysa nice nefes alanlar çoktan ölüydü.
Nice kalpler vardı; atmıyor gibiydi, donmuştu. Nice ruhlar vardı; zincirlenmişti korkularına ve kaygılarına…
İnsan…
Korkmadı hiç yaşamamaktan,
ölümden korktuğu kadar…
Ve yine insan…
Korkmadı hiç hata yapmsmaktan kaçarken kaybolmaktan, hatalarından korktuğu kadar…
Oysa hata; insan olmanın mühürüydü.
Eksiklik; kul olmanın hatırlatıcısıydı.
Yanılmak; öğrenmenin ve hatırlamanın rahimiydi…
Âdem hata etti…
Ama tevbe ile yükseldi.
İblis hata etti…
Ama kibirle düştü.
Demek ki insanı bitiren hata değildi…
Hatada ısrar etmekteydi.
Yanlışı savunmaktı.
Nefsini ilahlaştırmaktı.
“İnsan zayıf yaratılmıştır.” buyurdu Rabbimiz.
Zayıf…
Yani düşebilir.
Yani şaşabilir.
Yani ağlayabilir.
Yani kırılabilir.
Yani kaybedebilir...
Ama yine insan…
Düşe kalka yürümeyi öğrenir.
Ağlaya ağlaya arınır.
Kırıla kırıla güçlenir.
Ve bazen en büyük hata;
hata yapmaktan korkup kaçınarak hiçbir adım atmamaktır…
Çünkü şeytan insana iki şey fısıldar:
“Ya ölürsen…”
“Ya rezil olursan…”
Rabbimiz ise der ki:
“Kulum… yürü. Sen hata yapmasan yerine yapacak başkalarını yaratırım..."
“De ki: Ey kendilerine zulmeden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin…”
Ne ölüm korkusu seni yaşamaktan etsin geri…
Ne hata korkusu seni denemekten…
Ne insanların sözü seni hakk'ikatten…
Ne geçmişin seni geleceğinden mahrum bıraksın…
Hatırla…
Bu hayat sana verilmiş bir armağan.
Bu beden sana verilmiş bir emanet.
Bu kalp sana verilmiş bir pusula.
Bu ruh sana verilmiş bir sır…
Bu bilinç sana bahşedilmiş bir mucize...
Ve ölüm…
Sadece eve dönüş.
Hata…
Sadece öğrenmiş ve hatırlayış.
Tevbe…
Sadece yeniden doğuş.
Yaşa…
Ölüm gelmeden önce doya doya.
Dene ve gör…
Korkular seni zincirlemeden önce.
Sev ve yine sev…
Kalbin taş kesilmeden önce.
Dön Rabbine…
Kapılar tamamen kapanmadan önce…
Çünkü bazı insanlar ölünce toprağa girer… Bazıları ise zaten yaşarken toprağa gömülür.
Sen yaşayanlardan ol sevgili arkadaşım… Sadece nefes alanlardan değil…
Ve hatırla…
Ölümden korktuğun kadar
hiç yaşamamaktan kork.
Hata yapmaktan korktuğun kadar
hiç öğrenememekten ve hatırlayamamaktan kork.
Çünkü bazen insanı öldüren ölüm değildir…
Ertelenmiş hayatlar olur…
Ertelenmiş dualar…
Ertelenmiş hakikatler…
Ve ertelenmiş bir “ben”…
Hatırla!...
Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...
Peri'han Taşdemir...
...
..
.
Yorumlar
Kalan Karakter: