Bir günün hafızası bir ömrün hakkı: 8 Mart ve ötesi.
Yayınlanma :
07.03.2026 22:40
Güncelleme
: 07.03.2026 22:40
Bugün 8 Mart. Takvimlerimizde kırmızıyla işaretlenmiş, sokakların çiçeklerle, ekranların kutlama mesajlarıyla dolduğu o gün. Ancak bu tarih, sadece bir kutlama değil; bir muhasebe, bir farkındalık ve en çok da bir "hatırlayış" durağıdır. Kadını sadece bir günün sınırlarına hapsetmek, onun varoluşundaki sonsuz derinliği görmezden gelmektir.
Toplumsal Normların Ötesinde Bir Kimlik
Akademik literatürde "toplumsal cinsiyet rolleri" olarak tanımladığımız kavram, çoğu zaman kadının omuzlarına görünmez birer yük olarak biner. Kadın; "fedakâr anne", "uyumlu eş", "sabırlı evlat" kalıplarına sığdırılmaya çalışılırken, kendi özgün kimliğini inşa etme mücadelesi verir. Toplumun kadına yüklediği bu normlar, bazen birer beklenti değil, birer pranga haline dönüşebilir.
Oysa kadın, kendisine biçilen rollerin toplamından çok daha fazlasıdır. Annelik, bir kadına bahşedilen en yüce makamlardan biri olsa da onu sadece bu sıfatla tanımlamak, onun entelektüel, sanatsal ve bireysel gücünü gölgelememelidir. Annelik bir vazife değil, bir sevgi medeniyetidir; ancak bu kutsiyet, kadının toplumsal yükler altında ezilmesine bir kılıf olarak kullanılmamalıdır.
Narinlik: Zayıflık Değil, Zarafetin Gücü
Kadın denince akla gelen "narinlik" kavramı, çoğu zaman yanlış bir algıyla zayıflıkla eş değer tutulur. Oysa bu narinlik, camın kırılganlığı değil, bir başağın rüzgâra karşı esneyip kırılmaması gibidir. Maneviyat penceresinden baktığımızda, kadının kalbi şefkatin ve merhametin ana vatanıdır. Bu zarafet, dünyayı daha yaşanılır kılan, sert köşeleri yumuşatan ve insanlığa nezaketi öğreten en büyük güçtür.
Sadece Bugün Değil, Her Gün
8 Mart’ı değerli kılan, 1857’de New York’ta yükselen o sesin yankısıdır. Ancak hak mücadelesi ve kıymet bilme eylemi, takvimin tek bir yaprağına sığmayacak kadar geniştir.
Emeğin Kıymeti: Evdeki görünmez emekten, iş dünyasındaki başarılarına kadar kadının varlığı her an hissedilmelidir.
Adalet ve Eşitlik: Sadece sevgiyle değil, adaletle yaklaşmak; kadının sesini sadece yankılandığında değil, susturulduğunda da duymak esastır.
Manevi Derinlik: Kadın, kâinatın estetik ruhudur. Onu incitmek, sadece bir bireyi değil, yaşamın zarafet dengesini bozmaktır. Bir kadını incitmek şefkatin belini bükmektir, anaç yönlerini törpüleyip; eril kısmı baskın hale getiren görünmez, elle tutulmaz bir şiddettir.
Bugün bir çiçek almaktan ya da bir mesaj atmaktan daha fazlasını yapalım. Kadının üzerindeki toplumsal baskıları fark edelim, onun emeğine hürmet edelim ve narinliğindeki o muazzam gücü selamlayalım. Kadınlarımızın kıymeti, sadece 8 Mart’ın şafağında değil; her sabahın ilk ışığında, her başarının arkasında ve her huzurlu yuvanın kalbinde yeniden hatırlanmalıdır.
Çünkü dünya, kadının elinin değdiği, fikrinin yeşerdiği ve ruhunun özgürleştiği ölçüde güzelleşecektir.
Anaçlığı, şefkati, sabrı ile tüm ıskalanmışlığına rağmen yine de yaşama tutunan, toplumun yarısını oluşturup diğer yarısını da eğitip büyüten emek sahibi tüm kadınlarımızın kadınlar günü kutlu olsun.
Fazile Aşar Aydınalp
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: