Yarın bayram...
Sokaklar hareketli, evlerde telaş var, içimizde ise bir tatilin ya da kavuşmanın heyecanı... Peki ya kalbimizde?
Kurban Bayramının hikayesini hepimiz biliriz. Hz. İbrahim’in sadakati, Hz. İsmail’in teslimiyeti ve kesmeyen o meşhur bıçak...
Tasavvuf ehli der ki; kıssalar geçmişte yaşanmış bitmiş birer tarih sahnesi değil, her an bizim içimizde tekrarlanan hakikatlerdir. Bugün her birimizin aynaya baktığında kendine sorması gereken can alıcı bir soru var: "Benim İsmail’im kim? Ve ben hangi bıçağın altındayım?"
Biz bu bayramda sadece bir ibadeti şekilsel olarak yerine getirmekle kalmamalıyız. Asıl kurban, bizi aşağıya çeken, kalbimizi katılaştıran, bizi insandan ve Hak’tan uzaklaştıran nefsani bağlarımızdır. Vazgeçemediğimiz o kibir, bitmek bilmeyen hırslarımız, haklı çıkma arzumuz, öfkemiz ve "ben" diyen o muazzam egomuz... İşte bizim İsmaillerimiz bunlardır.
Gönlümüzü hoş tutmak, insanı anlamaya çalışmak ve kötülüklerden korunmak istiyorsak; o nefsani İsmailleri şefkatle ama kararlılıkla kurban etmeliyiz. Kulak verelim o kadim sessizliğe; bıçak et kesmek için değil, bağları kesmek için iniyor aslında. İnsan, en çok bağlandığı, kopamadığı dünyalıklardan vazgeçebildiği ölçüde özgürleşir ve "insan" olur.
Bu bayram, bir uyanış şenliği olmalı. Çevremize şöyle bir bakalım; kaç kırık kalp, kaç mahzun yüz var? Bir tebessümle, içten bir selamla ya da sadece "seni anlıyorum" diyen bir çift gözle dokunabileceğimiz kaç gönül bizi bekliyor? Tasavvufun özü, incitmemek ve incinmemektir. Kurban, yakınlaşmak demektir. Hem yaratıcıya hem de yaratılana...
İnsanları kırmadan, dökmeden, tam aksine yaraları sararak geçireceğimiz bir gün, bayramların en güzelidir. Kendi nefsimizin putlarını devirdiğimizde, geriye sadece saf bir sevgi ve insanı insan olduğu için kucaklayan derin bir basiret kalır.
"Kesilen kurbanların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; O'na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır."
Bu bayramda ellerimiz kurban keserken, kalbimiz de nefsani hevesleri kurban etsin. İsmailce bir teslimiyetle safi sevgiye uyanalım. Kırgınlıkları bıçağın sırtıyla kesip atalım, yerini muhabbetle dolduralım.
İsmaillerimizi kurban edip, kalplere dokunabildiğimiz, kendimizi bulduğumuz ve insana ayna olabildiğimiz huzur dolu, uyanış vesilesi bir bayram dilerim.
Bayramınız mübarek, gönlünüz abad olsun.
Yorumlar
Kalan Karakter: