Bugün Hıdırellez...
5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan bu özel gece, yalnızca doğanın uyanışını değil, aynı zamanda ruhumuzun kış uykusundan sıyrılıp yeniden doğuşunu müjdeler.
Toprağın o eşsiz, taze kokusuna, suyun arındırıcılığına ve gökyüzünün sonsuz maviliğine sığınma vaktidir.
Fakat Hıdırellez’i sadece dileklerimizin bir gül ağacının dibinde yeşermesini beklediğimiz bir ritüel olarak görmek, ona haksızlık olur.
Bu gece, hayatın döngüsüne, geçiciliğine ve baki olan değerlere tutunmanın felsefesidir.
Ayrılıktan Kavuşmaya, Sondan Başlangıca…
Hızır ve İlyas’ın hikayesi, aslında doğanın ve insan kalbinin derinliklerinde yatan bir gerçeği fısıldar: Her ayrılık, yeni bir kavuşmanın müjdecisidir. Tıpkı kışın soğuğunun bahara yenik düşmesi gibi, hayatımızdaki bitişler de aslında yeni bir başlangıca, taptaze bir dirilişe gebedir.
Yaşadığımız her kayıp, her veda veya her son, içimizde yeni bir umudun yeşermesi için toprağa düşen bir tohum gibidir. Hayatın ritmi, ölümleri ve dirilişleri kendi içinde bir uyumla harmanlar.
Baki Olan Sevgi ve İnsanlık…
Zamanın akışı içinde her şeyin geçici olduğunu görürüz; mevsimler değişir, yıllar geçer, insan ömrü akar. Ancak bu geçiciliğin ortasında değişmeyen, eskimeyen ve her daim baki kalan iki yüce değer vardır: Aşk ve insanlık. Bir gül ağacının dalına asılan dilekler, sadece maddi beklentileri değil; sevgiye, huzura ve birbirimize duyduğumuz derin bağı ifade eder. Sevmek ve insan kalabilmek, zamanın ve geçici kederlerin ötesinde, hayatın en büyük anlamıdır.
Kalbimizdeki Bahar…
Bu gece, içimizdeki o hiç solmayan baharı, gül dalına asılı bir dilekle mühürlüyoruz. Hızır’ın bereketi evlerimize, İlyas’ın dermanı yüreklerimize dolsun.
Dilerim bu bahar, ayrılıkların bittiği, kavuşmaların kucaklaştığı ve sevginin en saf haliyle bizi bulduğu yeni bir başlangıç olsun.
Umutlarımızın yeşerdiği, kırgınlıkların toprağa karıştığı, her sonun yeni bir güne evrildiği bu mevsim kutlu olsun.
Fazile Aşar Aydınalp
Yorumlar
Kalan Karakter: