İnsanoğlu çoğu zaman hayatın kontrolünün kendi elinde olduğunu zanneder. Kaderini tamamen kendisinin yazdığını, insanları değiştirebileceğini, ilişkileri yönetebileceğini, olayların akışını kendi istediği yöne çevirebileceğini düşünür.
İşte tam da bu zannın içinde, kendisinden, insanlardan, eşinden, dostundan, evladından, işinden, makamından ve hatta bazen Rabb'inden bile beklentiler inşa eder.
Beklenti büyüdükçe kırgınlık büyür. Çünkü insan, sınırlı olan varlıklardan sınırsız bir karşılık beklemeye başlar.
Oysa Kur’an bize insanın acizliğini ve Allah’ın mutlak kudretini hatırlatır:
“Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur; sevdiğiniz bir şey de sizin için kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” Bakara, 2/216
Hakk'ikî huzur, her şeyi kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçtiğimiz yerde başlar.
Çünkü biz sebeplere tutunuruz, gayret ederiz, niyet ederiz; fakat sonucu tayin eden yalnızca Âlemlerin Rabbidir.
“De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim Mevlâmızdır. Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.” Tevbe, 9/51
Beklentisizlik, hayattan vazgeçmek değildir. Sevmekten vazgeçmek değildir. Emek vermemek, çalışmamak hiç değildir... İnsanın kendine saygısını ve sınır bilincini muhafaza etmesidir.
Beklentisizlik; yaptığını bir alışveriş mantığıyla, hesapçı bir zihinle yapmamaktır. Bilâkis hasbî ol'maktır.
Seversin ama karşılığında aynı sevgiyi zorunlu kılmazsın... Gönülden yaparsın.
İyilik edersin ama teşekkür beklemezsin. Halk değil Hâlık bilsin dersin...
Çalışırsın ama sonucun sadece senin kontrolünde olduğunu düşünmezsin.
Dua edersin ama Allah’ın senin istediğin zamanda ve senin belirlediğin şekilde vermek zorunda olduğunu sanmazsın.
Çünkü kuldan beklenen teslimiyettir, Allah’tan beklenen ise O’nun hikmetine güvenmektir.
“Kim Allah’a tevekkül ederse O ona yeter.” Talâk, 65/3
Dünya malı, makam, şöhret ve insanların takdiri de böyledir. İnsan sahip olduklarının peşinde koşarken onların kölesi hâline gelebilir.
Hâlbuki gerçek zenginlik, kalbin kanaat ve tatmin içinde olmasıdır.
Elindekiyle şükretmek, gelene razı olmak, gidene hikmet nazarıyla bakabilmek verilenlerden tatmin olmak...
Bir kapı kapanıyorsa bunda bir hikmet vardır.
Bir şey olmuyorsa belki de bizim göremediğimiz bir korunma vardır.
Bir şey oluyorsa belki de yürümemiz gereken yol odur.
İnsan “Olacak olan olur, olmayan da bütün çabalarıma rağmen olmaz...” hakk'ikatini idrak ettiğinde içindeki savaş biter.
Artık hayatı zorlayarak değil, Rabbine dayanarak yaşar.
İşte o zaman kalp, korkudan değil güvenden beslenir.
Çünkü bilir ki; kendisine ait olan yolunu bulur, kendisine ait olmayan ise ne kadar tutulmak istenirse istensin elde kalamaz.
Beklentisizlik, boşluk değil; Allah’ın takdirine duyulan en derin güvendir.
Ve belki de gerçek özgürlük, hiçbir kula bağlanmadan, her şeyi Âlemlerin Rabbine emanet edebilmeyi, hiç olduğunu kabul ederek öz'ü'gür olmayı öğrenmektir. İşte o zaman hakk'ikati bulur insan, hatırla...
Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...
Peri'han Taşdemir...
...
..
.
Yorumlar
Kalan Karakter: