Kuantumun Saptırılması...
Bazı insanlar neden aynı yolda yürüdüğü hâlde bambaşka sonuçlar yaşar biliyor musunuz?
Çünkü herkes aynı dünyada yaşasa da… hiçbir zaman aynı bilinçte yaşamıyor.
Kimisi hayatı sadece görünen maddeden ibaret sanır. Kimisi ise görünmeyenin, görünene yön verdiğini ve inşa ettiğini fark eder.
Bir insanın hayatındaki tekrar eden döngüler… hep aynı insanlara çekilmesi… sürekli ertelenen bereket... bitmeyen yorgunluk… ya da açıklayamadığı iç sıkışmaları… çoğu zaman kader değil, iç dünyasında taşıdığı kayıtların dışa yansımasıdır.
Çünkü insan sadece bedenden oluşmaz...:
Bir zihini vardır.
Bir kalbi vardır.
Bir ruhu vardır.
Bir de bütün bunların yaydığı görünmez bir alanı…
İşte bazıları buna “frekans” der.
Frekans aslında insanın:
düşünce dili,
duygu hali,
inanç sistemi,
iç konuşmaları,
hatta kendine verdiği değerle oluşan yaşam titreşimidir.
Kendini değersiz hisseden biri… çoğu zaman değersizlik yaşatan olayları çeker kendine. Sürekli korkuda yaşayan biri… hayatı tehdit olarak okumaya başlar. Bolluğa layık olmadığını düşünen biri… fırsat gelse bile onu tutamaz. Çünkü hayat bazen bize istediğimizi değil… inandığımız ve olduğumuz şeyi gösterir.
Fakat burada çok önemli bir hakk'ikat vardır:
Kuantum, bazı çevrelerin anlattığı gibi sihirli bir gerçeklik oyunu veya çubuğu değildir. Sadece “evrene mesaj gönder” mantığıyla çalışan bir sistem de değildir.
Hakk'ikî değişim ve dönüşüm;
insanın zihinini, kalbini, bedenini ve ruhunu hizalayabilmesidir.
Çünkü insanın içi karmaşaysa… dışı da karışır. İçi berraklaşırsa…hayat da berraklaşmaya başlar. Zihini arınırsa... yaşamı da tertemiz olur.
Bu yüzden gerçek dönüşüm:
sadece olumlama yapmak değil,
kendini tanımaktır ve gerçekten de o şekilde ol'maktır...
Kendi bilinçaltını görmek…
çocukluk yaralarını fark etmek…
atalardan taşınan yükleri anlamak…
bedenin tuttuğu duyguları çözmek…
kendi ailesini idrak ederek anlamak...
kalbi korkudan ve kaygılardan arındırmak…
ve insanın öz'üyle yeniden bağ kurabilmesidir.
Bazen insanın önündeki en büyük engel dünya değil… kendine dair inandığı yalandır.
“Yetersizim.”
“Geç kaldım.”
“Ben sevilmem.”
"Ben beğenilmem."
"Ben zaten başaramam."
“Benim payıma zorluk düşer.”
İşte bilinçaltı tam burada kader gibi çalışmaya başlar.
Fakat insan farkındalık geliştirdikçe…
otomatik yaşayan biri olmaktan çıkar.
Seçmeye başlar.
Görmeye başlar.
Uyanmaya başlar.
Ve gerçek bolluk da tam burada başlar. Çünkü bolluk sadece para, mal mülk değildir. Bolluk:
huzurdur,
sağlıktır,
güven hissidir,
doğru insanlarla karşılaşmaktır,
kalbin daralmadan yaşayabilmesidir.
Hakk'ikî frekans yükselişi ise:
daha çok kaçmak değil, kendine daha çok yaklaşmaktır.
İnsan özüyle uyumlandığında…
hayatla savaşmayı bırakır.
Akış başlar.
Zorlama azalır.
Çünkü artık dışarıyı kontrol etmeye değil, iç dünyasını inşa etmeye başlamıştır.
Belki de hayatın sorduğu soru şudur:
“Kendinin hangi hâliyle yaşamı çağırıyorsun?...”
Çünkü insan değiştiğinde…
çektiği insanlar değişir.
Kararları değişir.
Bakışı değişir.
Ve sonunda gerçekliği değişmeye başlar.
Hatırla…
Her dönüşüm önce içeride olur.
Dış dünya ise sadece onun yansımasıdır...
Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...
Peri'han Taşdemir...
...
..
.
Yorumlar
Kalan Karakter: