İns'an kendinden uzaklaştıkça, kendi iç sesini duyamadıkça, kendi ruhunun odalarında oturmayı öğrenemedikçe, dış dünyanın gürültüsüne bağımlı hâle gelir...
Kendinden Kendine Yolculuk:
Kâmil İns'ana Giden Yol...
İns'an, kendisiyle baş başa kalamadığında kendi iç âleminin kapılarını da açamaz. Çünkü ins'anın en büyük keşifi, dış dünyayı tanıması değil; kendi içindeki âlemleri fark etmesidir.
Kendini tanımayan ins'an, çoğu zaman kendi değerini de dışarıda arar. Sürekli birilerinin onayına ihtiyaç duyar. Takdir edilmek, beğenilmek ve alkışlanmak ister. Görülmek ve sayılmak ister. Bir grubun, bir yapının, bir topluluğun parçası olduğunda kendini daha anlamlı ve değerli hisseder...
Çünkü içten içe kendine şöyle der:
“Bana ihtiyaç duyuluyor.”
“İşe yarıyorum ve talep ediliyorum.”
“Burada benim de önemli bir yerim var.”
“Ben de önemliyim ve değerliyim; seviliyorum.”
Oysa ins'anın değeri, dışarıdan üzerine yapıştırılan etiketlere veya oluşumlarla oluşmaz.
Bir makam…
Bir ünvan…
Bir görev…
Bir topluluk içindeki rol…
Bunların hiçbiri ins'anın öz değerini oluşturmaz. Bunlar yalnızca görünür dünyadaki birer basit yansımalarıdır.
Hakk'ikî değer, ins'anın özünde zaten mevcuttur.
Alemlerin Rabbi, ins'anı değersiz yaratmamıştır...:
“Andolsun, biz insanı en güzel biçimde yarattık.” der Tin Suresinde.
Bu ayet bize çok derin bir sır öğretir:
Sen değer kazanmak için yaratılmadın. Sen, özünde değerli olarak yaratıldın.
Asıl mesele, o değeri fark edebilmek.
Fakat burada ince bir çizgi vardır. Kendi değerini fark etmek, ego değildir. Kibir değildir. Bencillik değildir. Ego, kendini başkalarından üstün görmek ister. Hakk'ikî öz değer ise Yaradan’ın sana verdiği emaneti tanımaktır, mütevazı bir şekilde...
Bir tohumun, içinde koca bir ağacı taşıdığını bilmesi kibir değildir.
Bu, hakk'ikati bilmektir esasında.
İns'an da böyledir işte.
Kendi öz'ünü tanıyıp içindeki cevheri açığa çıkardığında, gerçek ins'an olma y'ol'cu'luğu başlar. İşte kemâlat y'olu burada başlar.
Önce ins'an olursun.
Sonra ins'anî değerleri kuşanırsın.
Sonra bilen ins'an olmaktan "bilge ins'an" olmaya geçersin.
Bilgi zihni doldurur ve kabartır.
Bilgelik ise kalbi derinleştirir ve olgunlaştırır.
Nice ins'anlar çok şey bilir ama kendini bilmez!... Oysa hakk'ikatin kapısı, kendini bil'mekle açılır.
“Kendini bilen Rabbini bilir.”
Çünkü ins'anın bütün gelişimi, ilerleyişi, olgunlaşması ve yükselişi kendinden kendinedir.
Zafer de…
Başarı da…
Dönüşüm de…
Önce ins'anın kendi içinde başlar.
“Bir kavim kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” der Rad, 11'de.
Ne kadar güçlü bir ilahî yasa…
Değişim önce içeride olur.
Dış dünya, iç dünyanın bir aynasıdır.
Bu yüzden kişi hâlâ sürekli kalabalıklar içinde var olma ihtiyacı hissediyorsa, sürekli bir oluşumun parçası olmadan eksik hissediyorsa, bu çoğu zaman özünde henüz "birlik ve bütünlük" hâline ulaşamadığını gösterir.
Çünkü kendi içinde bir olabilen ins'an, yalnız kaldığında eksilmez, kötü ve değersiz hissetnez...
Kendisiyle dost olur.
Sessizlikten korkmaz.
İç boşluğunu gürültüye veya yoğunlukla kapatmaya çalışmaz.
İçinde Yaradan’ın nefesini duymaya başlar.
Teslimiyet de burada başlar.
Alemlerin Yaratıcısına güvenerek…
Onun akışına iman ederek…
Onun takdirine teslim olarak…
İns'an yavaş yavaş kendisiyle bir olur.
Ve kendisiyle bir olan, Rabbiyle de hemhâl olmaya başlar.
Çünkü hakk'ikat yolculuğu, dışarıya doğru değil; içeriye doğrudur.
Aradığın huzur…
Aradığın güç…
Aradığın sevgi…
Aradığın kabul…
Hepsinin tohumu zaten senin içine yerleştirilmiştir.
Hatırla:
Sen eksik olduğun için yola çıkmadın.
Öz'ünde taşıdığın hakk'ikati hatırlamak ve misyonun yerine getirmek için çıktın.
Kendini tanı.
Kendini bil.
Kendini sev.
Kendine değer ver.
Ama bunu kibirle ve egoyla değil; büyük bir tevazu ile yap.
Çünkü ins'anın en büyük kemâli, kendi hakk'ikatini tanıyıp o hakk'ikati Yaradan’a teslim edebilmesidir.
Ve belki de bütün y'ol'culuğun özeti tek bir cümlede saklıdır:
İnsan kendini buldukça Rabbine yaklaşır; Rabbine yaklaştıkça da hakk'iki kendini bulur. O'ndan ayrı gayrı olmadığını idrak eder... Hatırla.
Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...
Peri'han Taşdemir...
...
..
.
Yorumlar
Kalan Karakter: