Bir kurban kesmekten mi ibarettir bayram… Yoksa insanın, kendi içindeki putları tek tek Rabbine teslim ettiği büyük bir dönüşüm kapısı mı?...
Belki de asıl arefe; takvime yazılan bir gün değil, insanın kendi nefsiinin karşısına oturabildiği o hakk'ikat ânıdır. Maskelerinin birbir düştüğü… Bahanelerinin sustuğu… Kalbinin, kendine karşı ilk kez dürüst olduğu o eşik…
Çünkü arefe; “Ben nerede kibirli oldum?” “Ben nerede sevgisiz kaldım?” “Ben nerede Hakk’ı unuttum?” diye insanın kendi içine yönelmesidir.
Ve işte tam burada Kurb'an Bayramı’nın hakk'ikati başlar.
“Kurb'an”… Kurbiyet’tendir. Yakın olmaktan… Yaklaşmaktan… Ânı Rabbine adamak ve bağ kurmaktan...
Allah’a yaklaşmanın yolu ise sadece sözle değil; nefsin karanlığını teslim etmekle açılır. Çünkü insan, Rabbine yürürken yanında kibir ve yargı taşıyamaz. Kin ve haset taşıyamaz. Gösteriş ve riya taşıyamaz. Sahte benlik ve maskeler taşıyamaz.
Bu yüzden kurb'an, sadece kesilen değil; vazgeçilen ve terk edilen şeydir aynı zamanda. İnsanın içindeki Firavun’u boğmasıdır. İçindeki İblis’i fark etmesidir. İçindeki sahte “ben”i Hakk’ın önünde hiçliğe cân-ı gönülden bırakabilmesidir.
Kur’an bu sırrı şöyle fısıldar:
“Onların ne etleri Allah’a ulaşır ne de kanları. O’na ulaşacak olan yalnızca sizin takvanızdır.” Hacc, 22/37
Demek ki mesele dışarıdaki kurb'an değil yalnızca… Asıl mesele, içeride neyi teslim edebildiğindir.
İşte bu yüzden gerçek bayram; kendini kandırmayı bırakabildiğin ve hakk'ikatini idrak edebildiğin gün başlar.
Arefe, küllerine bakma günüdür. Bayram ise o küllerden yeniden doğma… Anka OL'mak günüdür...
Ve insan, her samimi tövbede biraz daha Anka olur.
Çünkü nasuh tövbe; sadece “pişman oldum” demek değildir. Bir daha aynı karanlığa razı olmamaktır. Kendi öz'üne ihanet etmeyi bırakmaktır. Hakk'ikate doğru ciddi bir yürüyüşe çıkmaktır.
Ne güzel buyurur Rabbimiz:
“Ey iman edenler! Allah’a içten ve kesin bir tövbe ile dönün.” Tahrîm, 66/8
İşte arefenin ruhu budur: Dağılmış parçalarını toplamak… Kalp, zihin, beden ve ruhu aynı hakk'ikatte hizalamak ve birleştirmek…
Çünkü insan kendi içinde bölündükçe toplum da bölünür. İnsan kendi içinde savaş hâlindeyken dünyaya barış gelmez. Öz'üyle bir olamayan, insanlıkla da bir olamaz, toplumuyla da.
Fakat kişi; kendi hücreleriyle, kendi vicdanıyla, kendi öz'üyle barıştığında, selâm olduğunda ise…
İşte o zaman bayram sadece evlerde değil, insanın zerrelerinde başlar.
O zaman infak bambaşka anlam kazanır. Çünkü infak yalnız mal vermek değildir. Bazen affetmektir. Bazen yük almaktır. Bazen bir yetimin kalbine dokunmaktır. Bazen kendi egonu susturup bir insanın gönlünü onarmaktır.
Ve insan, verdikçe hafifler. Hafifledikçe yükselir. Yükseldikçe genişler, olgunlaşır, bilgeleşir ve Anka’ya dönüşür.
Ama yol burada bitmez…
Çünkü hakk'ikat y'ol'cusunun hedefi yalnızca yeniden doğmak değil; ateşi hikmete dönüştürmektir.
İşte bu yüzden “Ejder Anka” sembolü; hem ateşi hem rahmeti taşıyan hakk'ikat insanını anlatır. Yanmış ama küle teslim olmamış… Güçlenmiş ama kibirlenmemiş… Yükselmiş ama öz'ünü kaybetmemiş insanı… Hakk insanını.
Ve belki de bayramın en derin sırrı burada saklıdır:
Kendinle bir olabildiğinde… İnsanlıkla da bir olursun. İnsanlıkla bir olduğunda… Yaratılmışla kavgan azalır. Yaratılmışla kavgan bittiğinde ise geriye yalnızca Hakk’ın tecellisi kalır. Ya Hakk.
Ne sen kalırsın gerçekten… Ne ben… Ne de ayrı gayrı sandığın hiçbir şey…
“Her şey yok olacaktır. Ancak Celâl ve ikram sahibi Rabbinin vechi bâki kalacaktır.” Rahmân, 55/26-27
İşte gerçek bayram; insanın kendi nefsinin gürültüsünden çıkıp ilahî birliğin sessizliğine ulaşabildiği gündür.
Bizim de bayramımız; sadece takvimlerde değil, kalplerimizde başlayan o bayram ola…
Kurb'an'ımız; yalnız sofralara değil, kararmış gönüllere de rahmet ola…
Tevbemiz; dilde kalan değil, bizi yeniden doğuran o tövbe ola…
Ve Rabbimiz bizi; kendi küllerinden hakk'ikatle doğan, merhametle yükselen, tevazu ile güçlenen, birlik bilincine ermiş hakk'iki insanlardan eylesin… Hakk insanı OL'mayı hatırla...
Y'ol'umuz her daim sev'gi'de buluşsun ve selâm ol'sun Can'lar...
Peri'han Taşdemir...
...
..
.
Yorumlar
Kalan Karakter: